Araştırma, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) başvurularını temel alarak, oyun oynama bozukluğu nedeniyle destek arayan yetişkinlerin sosyodemografik, klinik ve psikolojik özelliklerini inceledi.

Başvuruların yüzde 91’i erkeklerden

2020–2024 yılları arasında Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki 105 YEDAM merkezine başvuran 18 yaş ve üzeri yetişkinleri kapsayan çalışmada, değerlendirme formlarını eksiksiz dolduran 250 kişinin verileri analiz edildi. Klinik psikologlar tarafından yapılan yüz yüze görüşmelerde, başvuruların yüzde 91’inin erkeklerden oluştuğu belirlendi. Araştırmada, son yıllarda kadın başvurularında da artış yaşandığına dikkat çekildi.

Depresyon ve anksiyete riski artıyor

Araştırma sonuçları, oyun oynamanın yaşamın merkezine yerleştiği bireylerde depresyon, anksiyete ve riskli davranışların daha sık görüldüğünü ortaya koydu. Katılımcıların önemli bir bölümünün günde 6 saatten fazla oyun oynadığı ve bunun günlük yaşamlarını ciddi şekilde olumsuz etkilediği belirlendi.

İnterneti ağırlıklı olarak oyun amacıyla kullanan bireylerde oyun oynama bozukluğu riskinin daha yüksek olduğu saptanırken, bağımlılık oluşturma oranı en yüksek oyun türlerinin yüzde 46 ile strateji, yüzde 43 ile savaş oyunları olduğu kaydedildi.

YEDAM desteğiyle oyun süresi ciddi oranda düştü

Üç aylık izlem sonuçları, YEDAM tarafından sunulan ücretsiz psikososyal desteğin etkisini ortaya koydu. Başvuru sırasında “günde 6 saatten fazla oyun oynuyorum” diyenlerin oranı yüzde 76 iken, üç ay sonunda bu oran yüzde 13’e geriledi.

“Yetişkinlerde ciddi işlev kayıplarına yol açabiliyor”

Araştırmayı değerlendiren Hakan Coşkunol, elde edilen bulguların önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

Jandarma ve Sahil Güvenlik’e 3 bin 635 personel alınacak: Başvurular başladı
Jandarma ve Sahil Güvenlik’e 3 bin 635 personel alınacak: Başvurular başladı
İçeriği Görüntüle

“Bu araştırma, oyun oynama bozukluğunun yetişkinlerde de ciddi işlev kayıplarına yol açabildiğini açıkça gösteriyor. YEDAM’da sunduğumuz bilimsel ve ücretsiz psikososyal desteklerin, bireylerin yaşamlarını yeniden dengelemelerinde etkili olduğunu görmek son derece kıymetli.”

Kaynak: HABER MERKEZİ