On bir ayın sultanı Ramazan’ın manevi iklimi, 'Ramazan Sohbetleri' ile evlerinize konuk oluyor. Programın açılışında Ramazan ayına kavuşmanın bir lütuf olduğu vurgulanırken, ilk iftar heyecanının yaşandığı bu özel günün manevi atmosferine dikkat çekildi.

-Ramazan Ayı Neden Bu Kadar Bereketli Bir Ay Olarak Görülüyor? Oruç İbadetinin Temeli Nedir? Temel Hikmeti Nedir?

Evet, öncelikle bu akşam Ramazan ayının ilk iftarını yapacağız, kısa bir süre sonra. Bizleri tekrar bu güzel mevsime ulaştıran, mağfiret iklimine, bağışlanma mevsimine ulaştıran Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun.

Ramazan-ı Şerif ayı niçin değerlidir? Çünkü o ayda Kur’an-ı Kerim inmeye başlamıştır. Yüce Rabbimiz, Ramazan ayının kendisinde Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı bir ay olduğunu bildiriyor. İkinci olarak Kadir Gecesi bu ayda bulunmaktadır ki Kur’an-ı Kerim’de özel bir sureyle taltif edilen, orada onun büyüklüğü anlatılan bir gecedir. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Yaklaşık olarak 83 yıllık bir ömre tekabül eden bir zaman dilimine karşılık gelmektedir.

Bunları birleştirdiğimiz zaman ilk sırada Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlanması gelmektedir. Ayrıca bu ayda bizim, İslam’ın beş şartından biri olan Ramazan orucunun farz kılınması vardır. Peygamber Efendimiz, “İslam beş temel üzerine kurulmuştur.” buyuruyor. Bu temellerden bir tanesi de Ramazan-ı Şerif ayında tutulan oruçtur. Dolayısıyla bu aya özel bir ibadet olması, bu aya ayrı bir değer katmaktadır.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınırsınız diye size de oruç farz kılındı.” O hâlde bu ayı değerli kılan en önemli iki husus şudur: Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlanması ve Ramazan ayında orucun farz kılınmasıdır.

Rabbimiz bunlarla bizleri ne yapmak istiyor? Temizlemek istiyor. Cennete girmeye ehil bir hâle getirmek istiyor. Kendisinden sakınmamızı ve bunun neticesinde cennete girmeye ehil bir hale gelmemizi istiyor..

O hâlde bu ayı bereketli kılan nedir? Bu ayda oruç ibadetinin farz kılınmasıdır.

Oruç öyle bir ibadettir ki insanı hem bu dünyada bir bayram havasına eriştirir hem de öldükten sonra Rabb’ine kavuştuğu zaman büyük bir sevince ulaştırır. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Oruçlu için iki sevinç vardır. Birincisi akşam iftar ettiği zaman, ikincisi Rabb’ine kavuştuğu zaman.”

Akşama kadar aç ve susuz bir şekilde oruç ibadetini yerine getiren kişi, iftar anında büyük bir sevinç yaşar. Asıl büyük sevinç ise Rabb’ine kavuştuğu zaman, kazandığı sevapları gördüğü ve Rabb’inin kendisinden razı olduğunu öğrendiği andır.

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde: “Cennette Reyyan adında bir kapı vardır; oradan sadece oruçlular girer.” Kıyamet gününde “Oruçlular nerede?” diye seslenilir ve onlar ayağa kalkar. Milyarlarca insanın bulunduğu mahşer meydanında sadece oruçlulara tahsis edilmiş o kapıdan geçerler ve cennette yüksek makamlara ulaşırlar. Bu aya bu değeri ve bereketi katan nedir oruçtur ve Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmiş olmasıdır.

-Orucun Bireysel Ve Toplumsal Hayata Katkıları Nelerdir?

Güzel bir soru. Orucun bireysel olarak kişiye katkısı olması gerekir ki daha sonra bunun topluma yansıması olsun. İlk önce bireyler düzelecek, ahlaki yönden bir olgunluk kazanacak ki bu durum topluma yansısın.

Bireysel olarak en büyük faydası manevi gelişimimizdeki en büyük katkısı sabrı öğretmesidir. Normal zamanlarda acıktığımızda yemek yeriz, susadığımızda su içeriz. Fakat Ramazan ayında Rabbimiz, kendi rızası için bazı helal şeyleri belirli saatler arasında yasaklamaktadır. İşte burada sabrımız test edilir ve geliştirilir.

Bu nedenle orucun mükâfatı çok büyüktür. Kutsî bir hadiste Rabbimiz, “İnsanoğlunun bütün amelleri kendisi içindir; oruç ise benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm.” buyurur. Çünkü oruç, kulun Allah rızası için nefsi arzularından vazgeçmesidir. Rabbimiz sabrımızın gelişmesini istiyor.

Sabır çok önemli bir haslettir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.” buyuruyor. Sabrın en yoğun şekilde ölçüldüğü ibadet ise oruçtur. Diğer ibadetlere bakacak olursak sabrımız bu kadar ölçülmüyor mesela namazı ele alacak olursak; 15 dakika 20 dkika kıldıktan sonra normal hayatımıza geri dönüyoruz. Ama oruç ibadetinde sabah imsak vaktinden akşam iftara kadar kişi sürekli olarak nefsine karşı mücadele hâlindedir.

Bu sabır hayatın diğer alanlarına da yansır. İnsan sinirlendiğinde hemen tepki vermemeyi öğrenir. Trafikte, aile içinde ya da iş hayatında daha sakin ve kontrollü olur. Böylece toplum, sabırlı bireylerden oluşur ve daha huzurlu, sakin ve yaşanılabilir bir hâle gelir.

- Ramazan Ayını Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Ramazan-ı Şerif, on bir ayın sultanıdır. Değerlendirebilenler için büyük bir ganimettir. İnsanın ömrü sınırlıdır; dolayısıyla Ramazan sayısı da sınırlıdır. Bu Ramazan belki de son Ramazan’ımız olabilir. Bu bilinçle hareket etmeliyiz.

Bu ayı günahlarımızdan arınmış bir şekilde tamamlamayı hedeflemeliyiz. En büyük gayemiz, Rabb’imize temiz bir şekilde kavuşabilmek olmalıdır.

Cennetin nimetlerini ve cehennemin azabını düşündüğümüzde, ibadetlerimize daha fazla gayret ederiz. Kur’an-ı Kerim’de cennet nimetleri; bozulmayan sular, tadı değişmeyen süt ırmakları, süzme bal ırmakları şeklinde anlatılır. Bunları düşündüğümüzde dünya hayatının geçici olduğunu daha iyi anlarız.

Aynı şekilde cehennemin dehşeti de anlatılır. Kimsenin dayanamayacağı bir azap ortamı tasvir edilir. Bütün bunları düşündüğümüzde Rabb’imizin büyüklüğünü ve bize verdiği nimetleri idrak ederiz.

Manisa’da Gece Saatlerinde Heyelan: İki Araç Zarar Gördü
Manisa’da Gece Saatlerinde Heyelan: İki Araç Zarar Gördü
İçeriği Görüntüle

Rabbimiz bizi yoktan var etmiş, bizi insan olarak yaratmış, eşref-i mahlûkat kılmıştır. Bizden istediği fedakârlık ise yılda bir ay, imsak ile iftar arasında oruç tutmamızdır. Bu büyük bir lütuftur.

Bu bilinçle hareket eden insan, Rabb’inin rızasını kazanmak için daha gayretli olur. Açlık ve susuzluk ona ağır gelmez. Çünkü Rabb’ini gücendirmek istemez.

SANİYE MELİS BAYRAM

Kaynak: manisameydangazetesi.com.tr