Demirci ilçesindeki polis lojmanında 14 Nisan 2023'te, saat 08.00 sıralarında silah sesi duyuldu. Sesin geldiği komiser yardımcısı D. C. Y.’nin kaldığı odaya giren polis ekipleri, ilçede güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş'ı başından vurulmuş halde buldu. Akbaş, yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Yeşim Akbaş'ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı D. C. Y.'ye ait olduğu belirlendi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alınan D. C. Y., sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Cumhuriyet Savcılığı'nın itirazı üzerine 19 Nisan'da İzmir'in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan D. C. Y., bu kez tutuklandı.
D. C. Y. hakkında Salihli Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Kadına karşı kasten öldürme' ve 'Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile dava açıldı.
Salihli Ağır Ceza Mahkemesi'nde 12 Temmuz 2024 tarihi günü görülen davada, mahkeme heyeti, suçunun sabit olmaması nedeniyle tutuklu sanık D. C. Y.'nin 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gözetilerek beraatine karar verdi. Yeşim Akbaş'ın ailesi, Avukat Hazal Kısa Bilici aracılığıyla karar itiraz etti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nde davanın istinaf kanun yolu aşaması sürerken, Avukat Bilici, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na 19 Şubat 2025 tarihinde dilekçe vererek, olayın doğru şekilde yorumlanması ve rekonstrüksiyonu ile raporlardaki çelişkilerin açıklığa kavuşturulması; boğuşma ve fiziksel müdahale izlerinin, atış mesafesi ve trajesinin, olay yerinin, sanık ve maktulde bulunan atış artıklarının bilimsel ve teknik değerlendirmeye tabi tutulmasını talep etti.
BİLİMSEL ÇELİŞKİLER VE EKSİK İNCELEMELER TESPİT EDİLDİ
Akademisyenlerden oluşan heyetin hazırladığı rapor 24 Mart 2025 tarihinde tamamlandı. Raporda, olayın intihar mı yoksa başka bir şekilde mi gerçekleştiğine dair önemli çelişkiler ve bilimsel tutarsızlıklar yer aldı. Rapora göre, komiser yardımcısı D. C. Y.’nin olay anında üzerinde olduğunu belirttiği beyaz atlette ve sağ elinde atış artığına rastlanmadı. Buna karşın, sol elinde atış artığı bulundu. Olaydan sonra alınan örneklerde atlet üzerinde atış artığına rastlanmaması, bu kıyafetin olay sırasında değil, sonradan giyildiğine, ayrıca sadece bir elde atış artığı bulunmasının, tanık polis memurunun 'ellerin kolonya ile ovuşturulması' şeklindeki ifadesiyle uyuşmadığı vurgulandı.
Yeşim Akbaş'ın kafatasındaki giriş deliği çevresinde barut, is ve yanık izlerinin bulunmaması, atışın bitişik ya da bitişiğe yakın mesafeden yapılmadığını ortaya koydu. Bu durum, olayın intihar olmadığı ihtimalini güçlendirdi. Ayrıca, Akbaş'ın avuç içlerinde kan ve doku izlerine rastlanması, olay sırasında silahı tutmadığını gösteren bir başka bulgu olarak kaydedildi. Olay yeri incelemesi, silahın yerden 93 santimetre yükseklikte bir noktadan ateşlenmiş olabileceğini ortaya koydu. Bu da silahın, Yeşim Akbaş tarafından tutulmadan, belli bir mesafeden ateşlenmiş olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Ayrıca, D. C. Y.’nin yüzündeki sıyrığın insan tırnağı mı yoksa hayvan tırnağı mı kaynaklı olduğu incelenmesi soruşturmada önemli bir eksiklik olarak değerlendirildi.
'SANIK TARAFINDAN SİLAHLA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ ANLAŞILMAKTA'
Avukat Bilici, aldığı raporla 27 Mart 2025'te Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi'ne başvurdu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tebliğnamesinde Yeşim Akbaş'ın ailesinin temyiz başvurusunu haklı buldu. Başsavcılık, yerel mahkemenin kararının CMK'nın 302’nci maddesi uyarınca bozulmasını istedi. Tebliğnamede, heyet yerine tek bilirkişiden rapor alınması, delillerin değerlendirilme şekli ve olay yeri bulgularına dikkat çekildi. Akbaş'ın intihar edeceğine dair herhangi bir emare bulunmadığı, yaralanma bölgesi ve olayın koşullarının intihar ihtimalini hayatın olağan akışına aykırı kıldığı belirtildi.
D. C. Y. ve Akbaş'ın vücut ve giysilerinde bulunan atış artıkları, olay yerindeki kovan ve çekirdeğin konumu, delillere müdahale şüphesi, D. C. Y.’nin 112'ye yaptığı ihbar ile arkadaşına anlattıkları arasındaki çelişkiler, savunmasına itibar edilmemesi gerektiği şeklinde değerlendirildi. Ayrıca Akbaş'ın ellerinde ve vücudunda darp izleri, tırnak aralarında D. C. Y.’ye ait doku örnekleri, D. C. Y.’nin yanağında tırnak izine uygun sıyrık bulunmasının, taraflar arasında fiili mücadele yaşandığını gösterdiği ifade edildi. Başsavcılık, tüm bulguların Akbaş'ın intihar etmediğini, D. C. Y. tarafından silahla öldürüldüğünü ortaya koyduğunu belirterek, beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Cumhuriyet Savcısı ile müşteki vekillerinin temyiz istemlerinin kabul edilerek hükmün bozulmasını talep etti.
YENİ GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI; 2 POLİS MEMURU YARGILANACAK
Soruşturma kapsamında yeni güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde olay yeri incelemesi yapılmadan önce silahın yerinin değiştirildiği, sanık D. C. Y.’ye kolonya verilerek atış izi gibi önemli delillerin ortadan kaldırılmasına yönelik hareketlerde bulunulduğu tespit edildi. Polis memurları F. K.ve M.K. hakkında ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Dosya, 10 Eylül 2025'te Demirci Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Demirci Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamede, 2 polis memurunun fikir ve eylem birliğiyle hareket ederek olay yerinde bulunan silahı bezle sarıp muhafaza altına aldıkları, sonrasında yerine koyarak parmak izlerinin silinmesine neden oldukları ifade edildi.
HAKİM KARŞISINA ÇIKTILAR
Dava bugün Demirci Adliyesi Asliye Mahkemesi’nde, iki polis memurunun davası görüldü. Dava öncesi jandarma tarafından adliye önü ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Davayı Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş, babası Mustafa Akbaş’ın yanı sıra, ailenin Av. Hazal Kısa Bilici, çok sayıda kadın ve vatandaş takip etti. İlk duruşmada, şüphelilerin savunmaları alındı. F. K. ve M. K. isimli iki polis memuru, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi, suçsuz olduklarını ve beraatlerini istedi.
Anne Aysun Akbaş ise, adı geçen iki polis memurunun yanı sıra ayrıca polis memurları T. M. B., Y. K. ve N. A.’dan da şikayetçi olduğunu söyledi. Mahkeme D. C. Y.’ın, polis memurları Y. K. ve Z.Ş.’nin tanık olarak dinlenmesine ve Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/61 esas sayılı dosyasının Yargıtay’dan dönüşünün beklenilmesine, ana dosyanın Yargıtay’da oluşu göz önünde bulundurularak duruşmanın 7 Temmuz’a ertelenmesine karar verildi.
Duruşmanın ardından Akbaş ailesinin avukatı adliye önünde açıklama yaptı. Avukat Hazal Bilici, “Bugün duruşma salonuna ve hatta adliye koridoruna bile izleyici alınmadı. Bunun hâkimin kararı olduğu bize ifade edildi. Ancak müzakereler sonucu yalnızca bir iki kişinin duruşmaya alınmasına razı olundu. Bir sonraki duruşmada bu durumun düzeltilmesini umuyorum. Biz Yeşim Akbaş’a söz verdik. Onun hakkını sonuna kadar savunacağız. Bu yargılamalar sırasında kadın cinayetlerinde soruşturma aşamasındaki eksikliklerin, karar süreçlerine nasıl yansıdığı da bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sorumluların hepsi yargılanana kadar mücadelemiz devam edecek. Hukuk önünde hesaplaşana kadar durmayacağız. Bir sonraki duruşmada daha fazla destekleyicinin olacağını ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.





