Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Selçuk Karabat, üzüm denildiğinde Türkiye'de ilk akla gelen şehrin Manisa olduğunu belirterek, "Manisa Türkiye'de en fazla üzümün üretildiği şehirdir. Artık üzüm denince Manisa geliyor akla. Ama diğer illerde de artık yavaş yavaş artmalar başladı; özellikle Mersin sofralık üzüm üretiminde bayağı atağa geçti. Denizli belli, İzmir belli. Netice itibarıyla daha çok sofralık üzüm konusunu gündeme getirdiğimizde, bizim de sofralık üzüm ve yeni çeşitleri geliştirme üzerine yapmış olduğumuz birçok çalışma var." dedi.

Yeni üzüm çeşitlerini geliştirirken iki farklı kaynaktan faydalandıklarını ifade eden Karabat, "Birinci kaynağımız genetik kaynaklarımız. İkinci kaynağımız ise melezleme ile yapmış olduğumuz çalışmalar ve melez çeşitlerin elde edilmesi. Melez çeşitleri elde ederken de biz hem çekirdekli hem de çekirdeksiz olarak melez üzüm çeşitlerini elde etmeye çalışıyoruz. Burada tabii genetik olarak birbirine uyumlu ve daha iyi kalitede bir üzüm ürün verebileceğine kanaat getirdiğimiz üzüm çeşitlerinin melezlemesini yapıyoruz." diye konuştu.

Enstitü bünyesinde bugüne kadar 13 binin üzerinde melez ferdin değerlendirildiğini belirten Karabat, bu çalışmalar sonucunda yeni üzüm çeşitlerinin geliştirildiğini söyledi. Melezleme çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü kaydeden Karabat, erkenci, orta erkenci ve geç dönemde olgunlaşan yeni üzüm çeşitleri üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

Son yıllarda geliştirilen çeşitler arasında Spil Karası ve Efem'in öne çıktığını belirten Karabat, "Son yıllarda, 2016 yılında en son yapmış olduğumuz çalışmada 2 üzüm çeşidimiz öne çıktı. Özellikle erkenci olarak düşündüğümüzde 2 tane üzüm çeşidi bizim melezleme çalışmalarında öne çıktı. Bu Spil Karası ve Efem çeşitleri. Spil Karasını biz daha çok sıcak bölgelerde, erkenci üzüm elde edebileceğimiz bölgeler için tavsiye ediyoruz. Tabii bu Manisa içinde erkenci üzüm veren bölgelerde üreticiye hemen erken dönemde gelir getirici ve pazara üzüm sokmasını sağlayıcı bir çeşit niteliğinde." dedi.

Efem üzüm çeşidinin de ihracat potansiyeline sahip olduğunu dile getiren Karabat, "Efem çeşidi var. Efem çeşidi de tam orta döneme denk gelmeden ortanın, ön orta dönemin öncesinde olgunlaşan bir üzüm çeşidi. O da özellikle hafif yayla kesimleri ve Alaşehir, Sarıgöl kesimlerinde gayet iyi sonuçlar verdi ve orada yayılmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemlerde ben Efem çeşidi ile ilgili ihracat konusu da olabileceğini, iç pazar haricinde bir pazar değeri kazanacağını düşünüyorum açıkçası." ifadelerini kullandı.

Çekirdeksiz üzüm çeşitleriyle ilgili de bilgi veren Karabat, sofralık ve kurutmalık özelliğiyle öne çıkan Sultan 1 ve Manisa Sultanı'nın üreticilere tavsiye edildiğini belirtti. Saruhanbey ve Altın Sultani çeşitlerinin de geliştirildiğini aktaran Karabat, "Bizim bu konuda çekirdeksizler konusunda, Sultani tipli çekirdeksizler konusunda amiral gemimiz diyebileceğimiz Sultan 7 var. Sultan 7 hem kurutmalık karakteriyle öne çıkıyor ve bu verim olarak yaklaşık olarak ortalama Sultani çekirdeksizler içerisinde ortalama değerin yüzde 40 kadar üstünde bir verim kapasitesine sahip." dedi.

Bağcılık Araştırma Enstitüsü'nün farklı kurumlarla da ortak çalışmalar yürüttüğünü belirten Karabat, İzmir Ticaret Borsası ile yapılan iş birliği kapsamında geliştirilen çekirdeksiz siyah üzüm çeşidine "Borsa Karası" adının verildiğini söyledi. Karabat, dört yıl önce tescillenen Borsa Karası çeşidinin de önümüzdeki dönemde yaygınlaşabileceğini ifade etti.





