Manisa'nın Şehzadeler ilçesine bağlı Kağan Mahallesi'nde yıllardır erkeklerin egemen olduğu düşünülen köy kahvehaneciliği mesleği, bugün bir kadının emeği ve kararlılığıyla bambaşka bir kimlik kazandı. Beş yıldır köy kahvehanesini işleten 46 yaşındaki Emel Canbaz, sadece çay demleyerek değil, önyargıları da birer birer eriterek mahallede örnek gösterilen bir isim olmayı başardı.
Sabahın ilk ışıklarıyla kapısını açan, gece geç saatlere kadar müşterilerini güler yüzle ağırlayan Canbaz, bugün yalnızca kahvehanenin işletmecisi değil; köylünün sırdaşı, çocukların "Emel Ablası", kadın girişimciliğinin ise yaşayan örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

"Kadın Kahveci Mi Olur?" Dediler
Emel Canbaz'ın hikaesi yaklaşık 11 yıl önce Kağan Mahallesi'ne taşınmasıyla başladı. Eşi başka bir işte çalışmaya başlayınca köy kahvehanesini işletme sorumluluğunu üstlenen Canbaz, ilk günlerde birçok kişinin şaşkın bakışlarıyla karşılaştığını anlatıyor. Kahvehanede kadın bir işletmeci görmeye alışık olmayan bazı vatandaşlar, "Kadından kahveci mi olur?" diyerek mesafeli davrandı. Ancak Canbaz, bu önyargılara tartışmayla değil, çalışkanlığı ve hizmet anlayışıyla cevap verdi.
İlk iş olarak kahvehaneyi baştan aşağı yenileyen girişimci kadın, duvarları çiçeklerle süsledi, rengarenk süs kabaklarıyla mekana sıcak bir hava kattı. Temizlik konusunda gösterdiği titizlik ise kısa sürede herkesin dikkatini çekti. Aradan geçen yıllarda aynı kişiler bu kez kahvehaneyi kendi evleri gibi görmeye başladı.
Emel Canbaz, yaşadığı süreci, "İlk zamanlarda çok yadırgandım. 'Bayan kahveci mi olur?' diyenler vardı. Ama zamanla insanlar yaptığım işe saygı duymaya başladı. Kadın eli değen yer daha düzenli, daha sıcak ve daha hijyenik oluyor. Şimdi müşterilerimiz buraya evleri gibi geliyor. Kimi televizyon izliyor, kimi sohbet ediyor.

Köyün Buluşma Noktası Oldu
Köy kahvehaneleri Anadolu'da yalnızca çay içilen yerler değil, aynı zamanda dayanışmanın, paylaşmanın ve sohbetin yaşandığı sosyal mekanlar olarak biliniyor. Kağan Mahallesi'ndeki kahvehane de Emel Canbaz'ın işletmeciliğiyle birlikte bu özelliğini daha da güçlendirdi. Sabah erken saatlerde tarlaya gitmeden önce uğrayan çiftçiler burada güne sıcak bir çayla başlıyor. Akşam ise günün yorgunluğunu yine aynı masalarda atıyor.Mahalle sakinleri kimi zaman tarım üzerine konuşuyor, kimi zaman futbol tartışıyor, kimi zaman da yılların dostluğunu tazeliyor. Canbaz ise her müşterisini kapıda karşılayıp uğurlamaya özen gösteriyor.

Dağlardan Topladığı Kekikleri Misafirlerine İkram Ediyor
Kahvehanesini farklı kılan en önemli ayrıntılardan birinin misafirperverlik olduğunu söyleyen Emel Canbaz, müşterilerine sadece çay değil, doğadan topladığı şifayı da ikram ettiğini anlattı. Dağlardan kendi elleriyle topladığı kekikleri kurutup demlediğini belirten Canbaz, bu geleneğin artık kahvehanenin simgesi haline geldiğini söyledi. Emel Canbaz, "Dağlara çıktığımda kekiklerimi kendim topluyorum. Eve getirip güzelce kurutuyorum. Kahvehaneye gelen misafirlerimize de demleyip ikram ediyorum. Özellikle kış aylarında çok seviliyor. Bunu ticari bir amaçla yapmıyorum. İnsanlar buraya geldiğinde kendilerini müşteri gibi değil, evime gelmiş misafir gibi hissetsin istiyorum. Köylümüz de sağ olsun bunu benimsedi. Buraya gelen herkes çayını içer, sohbetini eder, bazen saatlerce oturur. Bu sıcak ortamı korumaya çalışıyorum." dedi.

"Sabahtan Geceye Kadar İşimin Başındayım"
Köy kahvehanesi işletmenin sanıldığı kadar kolay olmadığını ifade eden Canbaz, gününün büyük bölümünü iş yerinde geçirdiğini söyledi. Canbaz, "Benim mesaim sabah saat 09.00'da başlıyor. İlk işim kahvehaneyi baştan sona temizlemek oluyor. Masaları siliyorum, çayımı hazırlıyorum, her şey düzenli olsun diye uğraşıyorum. Gün boyunca müşterilerimizin çayını, kahvesini servis ediyorum. Akşam geç saatlere kadar buradayım. Kahvehaneyi kapattıktan sonra ertesi günün hazırlığını yapıyorum. Özellikle hafta sonları daha yoğun oluyor. O zaman eşim de bana yardımcı oluyor. Yorucu ama severek yaptığım için hiç şikayet etmiyorum." diye konuştu.
"Hem Evime Destek Oluyorum Hem Çocuğumu Okutuyorum"
Kahvehaneden elde ettiği gelirle ailesine katkı sağladığını ve çocuğunun eğitim masraflarını karşıladığını anlatan Emel Canbaz, kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer alması gerektiğine inandığını dile getirdi. Canbaz, "Bu iş sayesinde aile bütçemize katkı sağlıyorum. En büyük mutluluğum ise çocuğumun eğitimine destek olabilmek. Kendi emeğimle kazandığım paranın ayrı bir değeri var. Çalışmak bana özgüven verdi. Kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmesi çok önemli. Ben bütün kadınlara cesur olmalarını tavsiye ediyorum. İstedikten ve emek verdikten sonra kadınların başaramayacağı hiçbir iş yok." ifadelerini kullandı.

Başarısı Komşu Köylere De Örnek Oldu
Emel Canbaz'ın hikayesi yalnızca Kağan Mahallesi'nde kalmadı. Onun başarısını gören çevre köylerde yaşayan kadınlar da benzer girişimlerde bulunmaya başladı. Bugün komşu köylerde iki kadın daha köy kahvehanesi işletiyor. Canbaz bunun kendisini en çok mutlu eden gelişmelerden biri olduğunu söylüyor. "Bir kadına bile cesaret verebildiysem ne mutlu bana. Kadın isterse her işi başarabilir. Yeter ki korkmasın."
Köylülerden Tam Destek
Mahalle sakinleri de Emel Canbaz'ın işletmeciliğinden son derece memnun. Köy sakinlerinden Veysel Palaz, Emel Canbaz'ın kısa sürede herkesin sevgisini kazandığını belirterek şunları söyledi. "Emel ablamız çok temiz, çok çalışkan. Bizi hiç geri çevirmez. Çayı her zaman tazedir. Tarladan yorulup geliyoruz, burada dinleniyoruz. Biz artık onu ailemizden biri gibi görüyoruz. "Başka mahalle sakinleri de kahvehanenin eskisine göre daha düzenli, daha temiz ve daha huzurlu bir ortam haline geldiğini ifade ediyor.
Kadınların Gücünü Gösteren Bir Hikaye
Bugün Kağan Mahallesi'ndeki bu mütevazı kahvehane yalnızca çayın demlendiği bir yer değil; emek, cesaret ve kadın girişimciliğinin sembolü olarak dikkat çekiyor.
Bir zamanlar "Kadından kahveci olmaz" diyenlerin bulunduğu mahallede, bugün Emel Canbaz'ın adı saygıyla anılıyor.
Beş yıl önce önyargılarla başlayan yolculuk, bugün köylünün sevgisiyle taçlanmış durumda.
MUHABİR: KÜBRA BALİ




