Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul’un Beykoz ilçesindeki çiftlik evinde hayatını kaybetmişti. Dönemin resmi kayıtlarında Denizolgun’un ölüm nedeni yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması olarak belirtilmiş ve ölüm “doğal” olarak değerlendirilmişti.
Fethi kabir kararı verilmişti
Denizolgun’un ölümünün yıllar sonra yeniden şüpheli bulunması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında fethi kabir kararı verilerek Karacaahmet Mezarlığı’ndaki mezarı açıldı. Naaştan gerekli örneklerin alınmasının ardından Denizolgun yeniden defnedildi.
Başsavcılık tarafından ölümün adli tıbbi açıdan yeniden değerlendirilmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesinde dikkat çeken tespitlere ulaşıldı.
Göğüs bölgesinde ölüm öncesi oluşan lezyonlar tespit edildi
Raporda, Denizolgun’un 2016 yılındaki otopsisine ait fotoğraf ve video kayıtlarının yeniden incelendiği belirtildi. İncelemede sağ meme altından göğüs ortasına doğru uzanan farklı büyüklüklerde dört ayrı ekimotik alanın bulunduğu kaydedildi.
Bu alanların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, söz konusu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği değerlendirildi.
Boğularak öldürülme ihtimali üzerinde duruldu
Bilirkişi raporunda en dikkat çeken değerlendirme ise ölüm mekanizmasına ilişkin oldu. Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimi dikkate alındığında, bir kişinin Denizolgun’un göğsüne diziyle basarken ağız ve burnunu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakmasının mümkün bir ölüm mekanizması olduğu belirtildi.
Mevcut bulgular ile otopsi sırasındaki ileri derecedeki çürüme durumu birlikte değerlendirildiğinde, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanamayacağı ifade edildi.
“Doğal ölüm” değerlendirmesinde eksiklik tespit edildi
Raporda, 2016 yılında hazırlanan otopsi raporunda ölümün “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirilmesine rağmen, travmatik olmayan beyin kanaması sonucuna ulaşılmasını sağlayacak yeterli objektif bulgunun ortaya konulmadığı belirtildi. Bu durumun adli tıbbi açıdan eksiklik oluşturduğu kaydedildi.
Ayrıca 2016 yılındaki incelemelerde Denizolgun’un doku ve çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandığı ancak bu maddelerin düzeylerinin belirtilmemesi nedeniyle ölüm üzerindeki etkilerinin mevcut verilerle değerlendirilemediği bildirildi.
Yeni incelemeler yapılacak
Denizolgun’un kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için tüm tıbbi geçmişinin incelenmesi, 2016 yılındaki otopsiden kalan şahit numuneler ile fethi kabir işleminin ardından alınan yeni numuneler üzerinde analizler yapılması gerektiği belirtildi.
Bu incelemelerin ardından dosyanın Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu ile 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından birlikte değerlendirilerek ölüm nedeni ve şeklinin kesin olarak ortaya konulması istendi.
Soruşturma genişletilerek sürdürülüyor
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın; fethi kabir işleminden elde edilen bulgular, HTS kayıtları, olay tarihindeki kolluk kayıtları, tereke dosyasındaki bilgi ve belgeler, devam eden ifade işlemleri ve elde edilecek diğer deliller doğrultusunda genişletilerek sürdürüldüğü bildirildi.
Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerden mı gerçekleştiği yoksa kasten öldürülüp öldürülmediğine ilişkin kesin sonucun, devam eden adli tıbbi incelemelerin ardından ortaya çıkması bekleniyor.





