Maça her iki takımda temkinli başladı. Pozisyonu olmayan maçın 14.dakikasına kadar her şey Manisaspor adına yolunda gidiyordu. Orta alandaki paslaşmalar, hata üstüne hatalar derken, Yusuf Akyel ne yaptın be kardeşim... Bu nasıl bir pas Allah aşkına..! Karşıyaka kötü Manisaspor ondan daha kötü. Yapılan bir pas hatası Manisaspor’un gol yemesine neden oldu. İlk yarıda Manisaspor futbol anlamında hiç birşey yapmadı yada yapamadı. Pas yok, topu tutmak yok, pozisyon yok, normal sonuç golde yok. Rakibi yürüyerek azda olsa pozisyonlar bulurken, Manisaspor’un ileri ucundaki gol ümidi Subasic yine etkisizliği ve aldığı topları kullanamamasıyla tribünlerdeki taraftarların ve televizyon başında herkesin iştahını kaçırdı. Subasic’in yanına Dimitrov ve Gökhan Sazdağı’da eklenince Manisaspor ilk yarıdan maça havlu attı. İlk yarı Ege derbisine hiç yakışmadı. Böyle derbi mi olur arkadaş!!!
İşimiz gereği izlemek zorunda olmasak televizyonu 15.dakikada kapatmıştım bile. Belki de birçok futbolsever bunu yaptı. Maçın tamamını izlemek resmen işkenceydi.
İkinci yarıda acaba bir şeyler değişir mi? diye ümit ederken, ilk yarının kopyası bir ikinci yarı daha televizyon başında izlemek zorunda kaldık. Elazığspor galibiyeti sonrası Manisasporlu futbolculara ne oldu?, neden böyle oldu? kimse bir şey anlamadı.. Ligin kırılma maçlarından birinde hemde taraftarların en önem verdiği 90 dakikada bu kadar ruhsuz oynamak hiçbir futbolcuya yakışmadı. Maçı izlemeyenler bir şey kaybetmediniz üzülmeyin. Manisaspor maçtan önce favori değildi ama bu kadar da kötü bir futbolu kimse tahmin bile etmedi. Yenilen 3 golde de defansın büyük zaafları vardı. Anlaşılan kimse bu maça konsantre bir şekilde çıkmamış. Manisaspor İzmir’de belki de kaderini belirleyecek 3 puanı bıraktı. Kaldı 10 hafta. Çıkmadık candan ümit kesilmezmiş..Saygılar..