“Türkiye’nin Finansal İstikrara Yeni Rotası” başlıklı oturumda konuşan Şimşek, küresel ve bölgesel gelişmelere rağmen ekonomik programın yönünün değişmeyeceğini belirterek, yaşanan şokların yalnızca programın uygulanma hızını etkileyebileceğini ifade etti.
Enflasyonda düşüş sürecinin devam ettiğini kaydeden Şimşek, “Dezenflasyon programına olan bağlılığımız güçlü. Büyük şokların yaşandığı bir yılda bile enflasyonun düşüşünü sürdürmesi ve yılı yüzde 20’li seviyelerin ortalarında tamamlaması bekleniyor” dedi.
Mali disiplinin korunmaya devam edeceğini vurgulayan Şimşek, bütçe açığının 2023 yılında yüzde 5,1 seviyesindeyken 2025 yılında yüzde 2,9’a gerilediğini belirtti. Harcama kontrolleri, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve vergi uyumunun artırılması sayesinde mali performansın güçlendiğini ifade eden Bakan Şimşek, orta vadede bütçe açığını milli gelirin yüzde 3’ünün altında tutmayı hedeflediklerini söyledi.
Türk lirasına olan güvenin arttığını dile getiren Şimşek, belirli bir kur seviyesi hedeflemediklerini ancak sıkı para politikası ve güçlü rezerv pozisyonunun liraya olan ilgiyi artırdığını kaydetti.
Cari açığın yönetilebilir seviyelerde kalmasının beklendiğini belirten Şimşek, iç talepteki yavaşlama ve ihracattaki dayanıklılığın dış şokların etkisini sınırladığını ifade etti. Cari açığın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yaklaşık yüzde 3’ü seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Yabancı yatırımları artırmaya yönelik yeni teşvik paketlerine de değinen Şimşek, imalat sanayi şirketleri için kurumlar vergisinin yüzde 12,5’e indirileceğini, hizmet ihracatında tam vergi muafiyeti sağlanacağını ve uluslararası şirketler için yeni vergi avantajlarının devreye alınacağını açıkladı.
Şimşek, Türkiye’nin yatırım, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisini sürdürdüğünü belirterek, ülkenin uluslararası sermaye için daha cazip bir merkez haline gelmesi amacıyla kapsamlı reformların hayata geçirileceğini söyledi.