ANA MANŞET

Manisa OSB Başkanı Sait Türek’ten BYD yatırımı açıklaması: Hiçbir endişem yok

Manisa Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Sait Türek, Çinli otomotiv devi BYD’nin Manisa’da kurmayı planladığı fabrika yatırımıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemde kamuoyunda yer alan eleştirilere ve iddialara yanıt veren Türek, süreçle ilgili herhangi bir ön yargısı ya da endişesi olmadığını belirterek, yatırımın hem Manisa hem de Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında basın buluşması gerçekleştirdi. Palet Restaurant’ta düzenlenen programa Manisa OSB Başkanı Sait Türek ve yönetim kurulu üyeleri, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın, Başkanvekili Ersan Erdoğan, yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada, gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayan Manisa OSB Başkanı Sait Türek, basının kamuoyunun doğru bilgilendirilmesindeki önemine dikkat çekti. Türek, Manisa OSB’nin yürüttüğü çalışmalar ve sanayi bölgesinin gelişim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda ayrıca Manisa’ya yapılması planlanan BYD yatırımıyla ilgili açıklama yapan Türek, söz konusu yatırımın hem Manisa hem de Türkiye ekonomisi açısından önemli olduğunu vurguladı. BYD’nin AR-GE ve üretim kapasitesiyle bölgeye katma değer sağlayacağını ifade eden Türek, sürecin yakından takip edildiğini belirtti.

“matematik bilmeyen çok fazla insan var”

Manisa OSB Başkanı Sait Türek, kimsenin oyalanmadığını ve BYD sürecinin devam ettiğini ifade etti. Türek, “Zaman kazanmaya çalışmıyoruz. Hükümeti suçlayan, matematik bilmeyen çok fazla insan var. Örneğin, 7 bin dolardan 30 bin aracın 210 milyon dolar ettiğini bile hesaplayamayan kişiler, bu konuda ahkâm kesiyor. ‘ÖTV alınmadı, devlet 2 milyar dolar zarara uğradı’ gibi söylemler ortaya atılıyor. Peki 70 bin dolar ÖTV olur mu? Firmanın aldığı lisans bedeli 30 bin dolar, getirdiği araç maliyeti 16-18 bin dolar civarında. Ama ağzı olan konuşuyor. Hesap kitap yapmayı bilmeyen çok fazla insan var. Basit bir çarpma işlemini bile yapamayan kişiler bu konuda fetva veriyor. Ben ise bu konuda son derece rahatım. Birincisi, bizim ülkemiz muz cumhuriyeti değil. Hiç kimseye bir şey peşkeş çekilmedi. Devlet katında yapılan işlemleri gayet iyi biliyoruz, duyuyoruz ve takip ediyoruz. Zaten zaman zaman bizimle de konuşuluyor. Bugün BYD o fabrikayı yapmasa, bu devlete o dolarların tamamını ödemek zorunda kalacaktı. Ortada ‘aldı kaçtı, bizi kandırdı, paraları götürdü’ gibi bir durum yok. İşin başındaki bakanımız, bakan yardımcılarımız son derece donanımlı, iyi eğitimli, zeki ve vatansever insanlar. Kendileriyle uzun süre mesai yaptık. Zihinleri berrak, hızlı çalışan insanlar. Bu konuda hiçbir ön yargım ve endişem yok. Şu bir gerçek: BYD’nin bu işe 6 ay önce başlaması gerekiyordu. Bu doğru. Ancak herkes şunu unutuyor. Dünyanın başına Trump diye bir gerçek geldi. Bir gecede Çin’e ekonomik savaş ilan etti. Avrupa Birliği’ne, Almanya’ya, NATO’ya, Rusya’ya rest çekti. Rest çekmediği kimse kalmadı. Şimdi siz Çin hükümeti olsanız, vatandaşınızın ya da firmanızın milyar dolarlık parasını, geleceği belirsiz, sis altındaki bir dünyaya göndermesine izin verir misiniz? Ben olsam vermezdim. Onlar da vermedi. ‘Bekleyelim. Ortalık dağılsın, görelim’ dediler” diye konuştu.

“BYD hakkında nasıl fetva veriyorsun”

“Macaristan’da devam ediyorlar, burada neden olmuyor?” iddiasına da cevap veren Sait Türek, “Macaristan’da zaten önceden açılmış bir fabrika var. Yanına yapılan yatırım, Türkiye’de planlanan yatırımın yarısı bile değil. Üstelik o süreç, bize gelmeden önce başlamıştı. Orası zaten yürürlükteydi. Ama nedense bizim toplumda garip bir refleks var. Olmasa da bir göbek atsak, kına yaksak gibi bir davranış biçimi. Ben bunu anlamıyorum. Böyle bir durumda sevinmek yerine üzülmek gerekir. ‘Biz mi yanlış yaptık, daha ne yapmamız lazım?’ diye ortak akıl aramak gerekirken, tam tersine bundan beslenen bir kesim ortaya çıkıyor. ‘Zaten paraları götürdüler, kandırıldık’ deniyor. Sen kuyumcuya gidip tanımadığın adama tuvalet kâğıdının arkasına yazıyla para veriyorsun. Senin zihin yapın buysa, BYD hakkında nasıl fetva veriyorsun? BYD dediğiniz firma, her yıl Apple’a tek başına 20 milyar dolarlık fatura kesiyor. Sadece bir müşterisine yaptığı ihracat bu kadar. Ortada ciddi bir AR-GE, beyin gücü ve icat var. Amerikalı salak mı ki 20 milyar doları bu firmaya veriyor? Amerika’nın avantajı şu: 20’ye alıyor, 60’a satıyor. Çünkü maliyeti 50-100 dolar olan ürünü 600-700 dolara, hatta bin dolara satabiliyor. Dolayısıyla şu an ortada bir negatiflik yok. Sadece zamanlama kaymaları var. Bu da dünyanın her yerinde yaşanıyor ve inanıyorum ki, bu yatırım gerçekleştiğinde bile hâlâ negatif konuşanlar olacak. Bir de gidip oraya video çekenler var. ‘Geldim, baktım, hâlâ bir şey yok’ diye algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bu kime ne kazandırıyor? Bir bakıyorsunuz, BYD aleyhine konuşan adam Tesla ile gelmiş. Kullandığı araç Tesla ama BYD’ye laf ediyor. İşte mesele tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’ye katacağı çok şey var”

Sait Türek, BYD ile ilgili son olarak şunları söyledi: “Türkiye’ye katacağı çok şey var. Özellikle AR-GE merkeziyle. Şimdi herkes diyor ki, “Çin’den adam getirecekler.” Evet, Çin’den personel getirecekler ama bunun da bir sınırı var. Mutlaka bizden de Ahmet’in oğlu, Ali’nin kızı bir şekilde bu yapının içinde yer alacak. En azından çiziminde, tasarımında, üretimin bir aşamasında görev alacaklar. Zaten Türkiye otomobil yapmayı da bu şekilde öğrendi. Türkiye’nin otomotiv tarihine baktığınızda bunu net biçimde görürsünüz. Bir zamanlar “Anadolu eşek yapıyor” diye dalga geçiliyordu. Ama sonra o fabrikalardan Ford’lara geçildi. Amerika’da geçenlerde 4-5 tane Türkiye’den giden Connect, Transit gördüm. Kapısını açıyorsunuz, kenarında ‘Made in Türkiye’ yazıyor. Türkiye bu şekilde gelişti. Bundan sonra da bu şekilde gelişecek. Bugün Türkiye, Kaan savaş uçağını yapma cesaretini nereden buluyor? Bir sabah analar yeni çocuklar doğurdu, onlar okulları bitirdi ve ‘hadi Kaan yapalım’ diye mi ortaya çıktı? Hayır. Bu iş, 1990’larda rahmetli Turgut Özal döneminde F-16 projesiyle başladı. TUSAŞ’ta Türkiye’de üretim başladı. 200-300 uçak üretildi, Mısır’a ve başka ülkelere satışlar yapıldı. O süreçte yetişen mühendislerin bugün geldiği nokta bu. Motor fabrikası da aynı şekilde. O dönemde General Electric ile başlayan üretim süreçlerinde çalışan gençler bugün mühendis oldu, tecrübe kazandı ve artık kendi devleti için çalışıyor. O gün General Electric’e çalışıyorlardı, bugün Türkiye Cumhuriyeti’ne çalışıyorlar. Dolayısıyla bu süreç de aynı şekilde işleyecek. Bugün dünya elektrikli otomobile yönelmiş durumda. Türkiye de bu yarışın içinde. Artık gidip bir yerden pili alıp getiriyorsun, üstünü yapıyorsun. Üstünü yapmak çok büyük bir mesele değil. Türkiye’de sanayi atölyelerinde bile sana şaseyi yaparlar. Bursa’ya git, birebir Ferrari kopyası yaparlar. Türkiye bu üretimi ezberledi. Önemli olan teknolojiyi geliştirmek. O teknoloji de ancak doğru girişimlerle, doğru yatırımlarla ve bu tür büyük markalarla birlikte gelişir. Bugün BYD, dünyada otomotivde bir numaraya gelmiş durumda. Tesla’yı da geçti, Mercedes’i de geçti. Artık tablo bu. Şimdi sen böyle bir fırsat yakalamışsın. 300 bin araçlık bir üretim planı ve projesi var. Ama buna rağmen “Olmaz”, “Kandırıldınız”, “Oh ne güzel” diyerek sevinen bir kesim çıkıyor. Herkes sanki cebinden bin lira verecekmiş gibi bir algı oluşturuluyor. Bu doğru değil.”

{ "vars": { "account": "UA-43204872-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }