Manisa Meydan Gazetesi olarak, evlerinizi 'Ramazan Sohbetleri' ile konuk olmaya devam ediyoruz. Bugün ki konumuz; Kur'an-ı Kerim'e göre müminin özellikleri. Yunus Emre İlçe Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Harun Karaduman, bir müminde olması gelerek özellikleri anlattı. Mümin kimdir, huşu nedir gibi sorularının cevaplandığı programda Karaduman, namaz, zekat, güvenilir olama gibi konulara değindi.
İnanç bakımından insanlar kaça ayrılırlar?
Yüce Allah insanoğlunu, Ademoğlunu yaratırken onu bir fıtrat üzere Allah'a inanma, yaratana inanma fıtratı üzerine yaratıyor. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam hadis-i şeriflerinde yüce Allah'ın insanları fıtraten inanma yani bir yaratıcının varlığına inanma duygusuyla yarattığını Ve devamında da dünyaya gelen kişinin anne babası Hristiyan’sa Hristiyanlığını, Yahudi’yse Yahudiliği, Mecusi’yse mecusiyliğini ve Müslümansa da anne babası kişinin Müslümanlığı tercih ettiğini söylüyor.
İnanç bakımından insanlara bakacak olursak, ele alacak olursak birincisi mümindir. Mümin kimdir? Allah'a inandım diyen, peygamberine inandım diyen, bunu kalpten söyleyen ve diliyle ikrar eden yani söyleyen kişi. İkincisi inkar eden yani kafirlerdir. Bunlar da kalben inanmazlar zaten ve dilleriyle de inanmadıklarını söylerler. Üçüncüsü müşrikler. Allah'a ortak koşarlar. Allah'a inanırlar. Allah'ın yanında başka yaratıcılarının, yaratıcıların da olduğunu söylerler. Dördüncü grup münafıklarda. Aslında en tehlikelisi bunlar. Kalben inanmazlar ama dilleriyle inandıklarını söylerler. İçlerinde Allah'a inanma yoktur. Peygambere inanma yoktur. Ama dilleriyle Müslümanların yanına geldiklerinde, inanan kimselerin yanına geldiklerinde bizler de sizler gibi aynı yaratıcıya inanıyoruz derler.
MÜMİN KİMDİR?
Hocam, az önce mümin den bahsettiniz. Peki mümin kimdir? Bize tam olarak müminin tanımını yapar mısınız?
Mümin ilk İlk önce bahsettiğimiz inanç gruplarındaki ilk grup. Allah'a inandım diyen, kalbiyle inanan ve diliyle söyleyen dedi. Kur'an-ı Kerim'de Nur suresi 62. ayette: "Allah'a ve Resulüne gönülden inanan kimselerdir müminler." buyuruyor. Yani Allah'a ve Resulüne gönülden, gönülden gelerek kalpten inanırlar. Zaten bizler de alimlerimiz müminin tanımını yaparken Allah'a ve Resulüne ve getirdiklerine iman eden, kalbiyle iman eden, tasdik eden, diliyle ikrar eden diye tanımlarlar. Yüce Rabbimiz Mümini Nur Enfal suresinin 4. ayet kelimesinde de tanıtıyor bizlere. Burada da diyor ki; “Müminler öyle kimselerdir ki yanlarında Allah anıldığında onların kalbi ürperir.” Kendilerine gelirler. Ve devamında da diyor ki: "Onların imanlarını arttırır. Allah'ın isminin anılması onlarda imanlarını arttırır ve onlar yalnız sadece Allah'a güvenirler. Allah'a tevekkül ederler. Allah'tan yardım dilerler." buyuruyor.
Hakiki Mümin olmanın yollarından bahsedebilir misiniz bizlere?
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün sahabelerle bir grup sohbeti yaparken kendisine vahiy geliyor. O vahiy geldiği esnada Hazreti Ömer de o sahabi grubunun içerisinde vahiy geldikten sonra Peygamber Efendimiz kendine geldiğinde şöyle diyor: Bana 10 ayet-i Kerime nazil oldu. Bu ayet-i ayet-i-kerimeleri gereğince inanarak yerine getirenler buradaki emirleri onların cennete gireceğini söylüyor diyor. Yüce Rabbimiz bu ayet-i-kerimeler işte Enfal suresinin ilk 11 ayet-i kerimesidir. Nedir bu ayet-i-kerimeler? “Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Felaha kavuşmuşlardır” diyor.
Yüce Rabbimiz tabii böyle bir ifade kullanıyorsa mümin kimselerin kurtuluşa felaha ereceklerini garanti ediyorsa bu kesinlikle olacaktır. Çünkü Kur'an-ı Kerim'deki hiçbir şeyde şek ve şüphe yoktur. Bizler inanmak durumundayız. Kur'an-ı Kerim'de yazıyorsa Allah'ın ayeti ise Peygamber Efendimiz bunu sünnetiyle bizlere bildirdiyse hadis-i şerifleriyle bu olacaktır.
HUŞU NEDİR?
Tabii müminler kurtuluşa ereceklerdir diyor ama hangi müminlerin kurtuluşa ereceğini diğer ayet-i kerimelerde söylüyor. Birincisi namazlarını huşu içerisinde kılanlar. Namazlarını kılacaklar ve huşu içerisinde olacak. Huşu nedir? Kişinin Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmesi. Allah bizi zaten görüyor. Allah'ın bizi gördüğüne inanıyoruz. Çünkü ayet-i-kerimede "Mirsade" diyor. Yüce Allah'ın bir gözetleyen olduğunu, yarattıkları bütün varlıkları gözetleyen olduğunu söylüyor. Yani gördüğünü söylüyor. İşte Peygamber Efendimiz huşu tanımlarken diyor ki: "Tamam Allah Teala sizleri, bizleri görüyor.” Huşu da tam tersi. Yani insanoğlu sanki Allah'ı görüyormuşçasına ibadet edecek. Bu namazlarımızda nasıl olur? Kalben olur. Yani Allah'ın huzurunda olduğumuzu bilerek, Allah için secde ettiğimizi, Allah için rüku ettiğimizi bilerek namazı kılmak olur.
Bir de bedenen olur. Bedenen huşu da tadil erkan diye bahsettiğimiz işte namaz kılanın, dışarıdan bakanların o kişinin namaz kıldığını anlayabilecekleri durumda. Yani o secdeyi yaparken secdenin hakkını vermek, rükûyu yaparken rükûnun hakkını vermek gibi kıraati usulüne uygun şekilde yerine getirmek gibi. Ve Mü'minun suresinin 2. ayet-i kerimesinde de yüce Rabbimiz kurtuluşa erecek, felâha kavuşacak mü'min Müminlerin ikinci özelliği olarak da “Onların boş işlerden, malayani şeylerden uzak duracağını söylüyorlar.” Bunlar nelerdir? Bizi Allah'ı unutturan şeyler. Yani şimdi günümüz çağımızdaki duruma baktığımızda en çok nerede vakit geçiriyoruz? Sosyal medyada vakit geçiriyoruz. Telefonların başında vakit geçiriyoruz.
Eğer bu vakit geçirmelerimiz boşu boşuna ise bir işe, bir kazanıma dönüşmüyorsa yani bizler için birer faydası yoksa sadece işte video geçişi yapıyorsak günümüzü orada boşu boşuna harcıyorsak işte bu malayani şeydir. Yani bizi Allah'ı unutturan şeydir. Üçüncüsü kurtuluşa erecek olan müminlerin özelliği “onlar zekatlarını verirler buyuruyor.” Ramazan-ı Şerif ayındayız. Ramazan-ı Şerif bize sadaka-i fıtırları getirdi. Yani Ramazan'a sağ salim kavuşabilmiş olmanın diğer adı can sadakası olan sadakayı fıtırlar. Sadaka-i Fıtır Ramazan'a has bir ibadettir. Bayrama kavuşmuş olmanın, Ramazan'a sağlık afiyet içerisinde kavuşmuş olmanın bir ibadetidir.
Bunun aynı şekilde nisap miktarına ulaşmış olan mallarımızdan verdiğimiz zekat ibadetimiz de var. Mali bir ibadettir. Yani zengin sayılabilecek paraya nisap miktarı paraya mala sahip olduktan sonra üzerinden bir yıl geçtikten sonra verdiğimiz mali yükümlülüğümüzdür. İşte buna da dikkat ederlerse diyor yüce Rabbimiz, kurtuluşa erenlerden olacaklar.
Dördüncüsü, " Onlar iffetlerini de muhafaza ederler”buyuruyor kurtuluşa erecek. İffet dediğimiz yani kadın erkek arasındaki ilişkilerdeki Allah'ın istediğini uygun olarak yaşamak. Yani Allah'ın yasakladıklarından zinadan uzak kalmak. Kendimize helal olmayan birisiyle yani nikah bağının olmayan birisiyle ilişkiye girmek Allah'ın yasakladığı bir davranış. Eğer bunu yapıyorsak, yapmışsak tövbe etmek zorundayız.
Müminun suresinin ayet-i-kerimelerinde kurtuluşa erecek olan müminleri. Diyor ki: “Yani emanetlerine ve ahde ve vefalarına verdikleri sözlere dikkat ederler.” Şimdi mümin dediğimiz kişi güvenilir olmak zorundadır. Çünkü Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde ve yüce Allah'a ayet-i kerimelerinde müminin güvenilirliğinden bahseder. Komşusu müminden güvende olacak. Yani ondan kendisine zarar gelmeyeceğini bilecek. Veyahut da el müslim diye bahsettiğimiz okuduğumuz Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinde “Müslüman öyle kimsedir ki onun elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emindir.” Ona zarar gelmeyeceğine, ondan zarar gelmeyeceğine emindirler. İşte bizler doğruluğuyla nam salmış bir peygamberin ümmetiyiz.
Peygamber Efendimiz daha peygamber olmadan önce kendisine Muhammed'ül Emin yani güvenilir Muhammed diyorlardı. İnanmayanlar dahi Peygamber Efendimize emanetlerini bırakıyorlardı. Değerli eşyalarını ona emanet ediyorlardı. Peygamber Efendimize güvendiklerinden dolayı. İşte Peygamber Efendimiz Orada işkenceler ettiler Medine'de. Peygamber Efendimiz hicret etmek zorunda kaldı biliyorsunuz.
Hicret ederken kendisine emanet edilenleri Hazreti Ali'ye bırakıp da hicret etti Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselem. Yani zaten düşmanın en değerli eşyaları senin elinde. Seni kendi memleketinden kovuyorlar. Hicret etmeye, göç etmeye mecbur bırakıyorlar. Yanınızda gittiğiniz yerde hiçbir paranızın, malınızın, mülkünüzün hayatınızı idame ettirecek imkanların ol olmayacağını bile bile elinizdeki size inanmayanların, sizi memleketinizden sürenlerin, size savaş açanların eşyalarını kendilerine teslim etmek için bir arkadaşınıza bırakıyorsunuz eşyaları. Yani işte bu güvenilir olmanın en üst kademelerinden sayabiliriz.
Tabii Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam kendisini müminler için bir öğretmen olarak geldiğini söylüyor. Müminin öğretmeni Hazreti Muhammed olunca bizler öğretmenimizden Hazreti Muhammed'den, peygamberimizden bunu öğrenmemiz gerekiyor. Bu saydığımız özellikleri işte namazı huşu içerisinde kılmayı, peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yapıyordu. Mala yani şeylerden uzak kalmayı, boş, yararsız şeylerden uzak kalmayı kendisi yapıyordu. Verdiği söze ahde vefasını yerine getiriyordu, zekatını veriyordu. Bunları hep kendisi Allah emretti diye yaptı.
Peygamber efendimizin vazifeleri vardır. Birincisi tebliğ. Bu tebliğ dediğimiz Allah'tan aldığı vahyi, ayetleri insanlara ulaştırmak. Peygamber Efendimiz onları ulaştırdı ki biz bugün onları konuşabiliyoruz. İkincisi de tebliğin vazifesi.
Açıklamak, ayet-i kerimelerde gelenleri Allah'ın vahyettiklerini öğretmek. Yani Peygamber Efendimizin öğretmenliği buradan geliyor.
Müminlerin özelliğine geçecek olursak tekrardan, Müminun suresinde son özellik olarak müminlerin özelliklerinden şundan bahsediyor yüce Rabbimiz; "Namazlarını muhafaza ederler." diyor.
İlk özellik, kurtuluşa erecek olan müminlerin ilk özelliği namazlarının huşu içerisinde kılmaları. Son özellik olarak saydığı yüce Allah'ın namazlarını muhafaza etmeleri. Yani namaz imandan sonra öyle bir mertebede ki, ahirete gittiğimizde ilk sorguya çekileceğimiz şey namazı kılıp kılmadığımız. Bundan dolayı da bu ayet-i kerimelerde kurtuluşa erecek müminlerin özelliklerinde iki defa zikredilir.
Namazı muhafaza etmek ne diyeceğiz o zaman? Namazı muhafaza etmek ne diye soracak olursak? Namazı muhafaza etmek namazı vaktinde usulüne uygun bir şekilde yerine getirmek. Tüm bunlara dikkat eden kişilerin yüce Rabbimiz diyor ki: "Onlar Firdevs cennetine varis olurlar." Yani Firdevs cennetine girerler. Rabb'im Firdevs cennetine girebilmeyi hepimize nasip eylesin inşallah. Mü'minun suresinde belirttiği Mü'min'in özelliklerini ve diğer ayet-i kerimelerde geçen özelliklere dikkat ederek, helallere, haramlarına uyarak, işte emrettiklerini yerine getirerek, yasakladıklarından uzak durarak Rabb'imizin yolunda Peygamber Efendimiz'in sünnet-i seniyye çerçevesinde yaşamayı nasip etsin. S. MELİS BAYRAM