Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Manisa’da Yeşil Dönüşüm Başlıyor” projesinin tanıtım ve bilgilendirme toplantısı Manisa Arena Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, İstanbul Enerji Genel Müdürü Yüksel Yalçın ile çok sayıda davetli katıldı.
"ONU UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ"
Toplantıda konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa’nın enerji politikalarında köklü bir değişim sürecine girdiğini belirterek kapsamlı açıklamalarda bulundu. Dutlulu, konuşmasına İstanbul Enerji Genel Müdürü’nün değerlendirmelerine atıfta bulunarak başladı. Bu yaklaşımın Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun vizyonunu yansıttığını ifade eden Dutlulu, bu anlayışın kendilerini farklı kıldığını söyledi. 31 Mart 2024 öncesinde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin enerji dönüşümü ve yeşil enerji konusunda bir gündemi bulunmadığını dile getiren Dutlulu, bu anlayışın vizyoner bir yönetimle değiştiğini belirtti. Bu süreçte Manisa Enerji’nin kurulmasına öncülük eden merhum Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’i anan Dutlulu, “Onu hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi. Lansmanın yalnızca bir şirket tanıtımı olmadığını vurgulayan Dutlulu, bunun Manisa’nın geleceğini şekillendirecek yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ifade etti. Manisa’nın sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda önemli bir eşik aşıldığını belirten Dutlulu, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir vizyon ortaya koyduklarını söyledi. Şubat ayında Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi’ne imza attıklarını hatırlatan Dutlulu, bu adımla Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu belirtti. Hedeflerinin 2050 yılına kadar net sıfır emisyon olduğunu açıklayan Dutlulu, bu hedefin yalnızca yerel yönetimlerle değil, tüm paydaşların katılımıyla gerçekleştirilebileceğini vurguladı. Söz konusu imzanın sadece bir protokol olmadığını dile getiren Dutlulu, bunun gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şehir bırakma sözü olduğunu ifade etti. Bu kapsamda Manisa’nın 30 yıllık sürdürülebilir enerji ve iklim planının güncellenmeye başlandığını belirtti. Sürecin tüm paydaşlarla birlikte yürütüleceğini kaydeden Dutlulu, valilikten üniversitelere, sanayi odalarından sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir iş birliği ağı kurulacağını söyledi. İklim Değişikliği Komitesi ile sürecin kurumsal bir yapıya kavuşturulduğunu belirten Dutlulu, bilimsel veriler ışığında dirençli bir şehir modeli oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. İklim krizinin etkilerine değinen Dutlulu, özellikle su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ ve DSİ iş birliğiyle önemli adımlar atıldığını söyledi. Yağmur suyu hasadı, gri su kullanımı, geçirgen yüzey uygulamaları ve modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırıldığını belirten Dutlulu, tarımsal üretimi desteklemek amacıyla su göletlerinin hayata geçirildiğini ifade etti. Enerji verimliliği çalışmalarına da değinen Dutlulu, belediyeye ait taşınmazlarda taramaların başlatıldığını ve kamu binalarının yeşil bina sertifikasyon süreçlerine hazırlandığını söyledi. Sokak aydınlatmalarının modern sistemlerle yenilendiğini ve uluslararası fonlardan yararlanıldığını da sözlerine ekledi. İklim krizinin artık hayatın merkezinde olduğunu belirten Dutlulu, belediyecilik anlayışlarının yalnızca bugünü değil geleceği de güvence altına almak üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Bu anlayış doğrultusunda kurulan Manisa Enerji’nin sadece bir tedarikçi değil, şehrin enerji ekosistemini dönüştüren bir merkez olduğunu vurguladı. Manisa Enerji’nin bugün 48 milyon kWh’lik tedarik hacmine ulaştığını belirten Dutlulu, hedeflerinin bu rakamı daha da artırmak olduğunu söyledi. “Manisa’nın enerjisi Manisa’dan karşılansın” hedefiyle hareket ettiklerini ifade eden Dutlulu, ekonomik gücün şehir içinde kalmasını amaçladıklarını dile getirdi. Vatandaşların çatılarına kurulacak güneş panellerine belediye güvencesi sağlanacağını belirten Dutlulu, hibrit ve fotovoltaik çözümlerle kesintisiz enerji hizmeti sunulacağını söyledi. Tarımda enerji ve su maliyetlerini düşürmek amacıyla damlama sulama ve güneş enerjisi uygulamalarının yaygınlaştırılacağını da ifade etti. Elektrikli araçlar için şarj istasyonlarının kurulacağını açıklayan Dutlulu, yapay zekâ destekli sistemlerle enerji israfının önleneceğini ve verimliliğin artırılacağını belirtti. Reaktif güç takibi ve akıllı sistemlerle işletmelerin maliyet risklerinin azaltılacağını da sözlerine ekledi. Şeffaf ve izlenebilir bir enerji yönetim modelinin Manisa’da kurumsallaştırılacağını ifade eden Dutlulu, şehrin sürdürülebilir enerji politikalarıyla örnek bir konuma geleceğini söyledi. Manisa Enerji’nin bu vizyonun en önemli yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Sanayi kuruluşlarına karbon ayak izi hesaplama ve dijital altyapı çözümleri sunulacağını belirten Dutlulu, ekonomik büyüme ile çevresel sürdürülebilirliğin birlikte yürütüleceğini ifade etti. Konuşmasının sonunda emeği geçenlere teşekkür eden Dutlulu, Manisa’da yeşil dönüşüm sürecinin başladığını belirterek “Artık Manisa’da enerji vakti” dedi.
"MANİSA ENERJİ'DEN ELEKTRİĞİNİ HERKES ALABİLİR"
Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, "Manisa Enerji’nin fikrinin doğuşunda yola çıkan, bize güvenen ve Manisa’ya hizmet aşkıyla çalışan kıymetli yol arkadaşımız, rahmetli Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’i saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaklaşık bir buçuk yıl önce Manisa’da güzel bir hayal kurduk. Seçimi kazandıktan sonra göreve geldiğimizde, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin bir enerji şirketi olmadığını gördük. Oysa enerji sektörü, dünyanın geleceğini belirleyen en önemli alanlardan biri haline gelmişti. Ferdi Başkanımızın vizyonu doğrultusunda Manisa Enerji’yi kurduk. Bu bir hayaldi ve biz bu hayali gerçeğe dönüştürdük. Bu hayalin geleceğe taşınmasında Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Kendisine katkılarından dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen bir şehir değil; enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Bu yolculuğun nasıl başladığını ve Manisa Enerji’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetleri sizlere kısaca aktarmak istiyorum. 2024 yılında kuruluşumuzu tamamladık ve kurumsal kimliğimizi oluşturduk. Aynı yıl EPDK’ya başvurarak enerji tedarik lisansımızı aldık. 2025 yılında ilk tedarik sözleşmelerimizi gerçekleştirdik. 2025 yılının Kasım ayında, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin enerji şirketi olarak kompakt bir yapıya kavuşmayı hedefledik. Enerjinin her alanında var olmak istedik. Sadece GES veya RES yatırımlarıyla sınırlı kalmak yerine, şehre değer katan ve şehirle bütünleşen bir enerji şirketi olmayı amaçladık. Bu noktada en iyi bildiğimiz alan olan güneş enerjisinden başladık ve 2023 yılının Kasım ayında ilk ev tipi GES kurulumumuzu gerçekleştirdik. 2026 yılı için ise bölgesel liderlik hedefi belirledik. Ticaret lisansımızı aldıktan sonra, 2025 yılı Ocak ayında 2 abone ve 633 bin kWh tüketimle başladığımız yolculukta, Ocak 2026 itibarıyla 804 aboneye ulaştık. Aylık 6 milyon kWh, yıllık ise 48 milyon kWh seviyesine çıktık. 2026 yılı hedefimiz ise 90 milyon kWh. Manisa Enerji’den elektriğini herkes alabilir. Enerji Borsası’nda faaliyet gösteren bir şirketiz. Enerji yalnızca elektrikten ibaret değildir; akaryakıt, doğal gaz ve diğer birçok alanı kapsar. Ancak biz özellikle enerjinin dijitalleşmesine büyük önem veriyoruz. Enerjinin doğru tüketilmesi ve doğru şekilde takip edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, çeşitli teknoloji ve yazılım firmalarıyla birlikte enerji izleme platformu geliştirdik. Müşterilerimize çok düşük maliyetlerle sunduğumuz bu platform sayesinde tüketimlerini anlık olarak takip edebiliyorlar. Ayrıca reaktif ceza riskini ortadan kaldırıyoruz. Bu alandaki yazılım geliştirme çalışmalarımız da devam ediyor. Manisa’da mobilite dönüşümünü başlatmayı hedefledik. Göreve başladığımızda Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ait hiçbir elektrikli araç şarj istasyonu bulunmuyordu. Bugün Manisa’da yaklaşık 17.500 elektrikli araç bulunuyor. İlk olarak katlı otoparkta iki soketli bir istasyonla başladık. 2026 yılı sonunda 50 şarj istasyonu ve 80 sokete ulaşmayı hedefliyoruz. Bu alanda Türkiye’de öncü şehirlerden biri olma yolunda ilerliyoruz. Ayrıca modern aydınlatma sistemlerine de yatırım yapıyoruz. Temiz enerji sadece üretimle sınırlı değildir; şehir yaşamının her alanında kullanılmalıdır. Bu kapsamda LED aydınlatmalar ve güneş enerjili sokak ve bahçe aydınlatmaları üzerine çalışmalar başlattık. Bugün dünyanın en önemli sorunlarından biri karbon ayak izi ve sürdürülebilirliktir. Teknolojik gelişmelerle birlikte dünyayı kirlettiğimizi unutmamalıyız. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için bu konuda sorumluluk almalıyız. Bu kapsamda, iş ortaklarımızla birlikte Manisa’daki işletmelere karbon ayak izi hesaplama ve sürdürülebilirlik raporları hazırlıyoruz. TS onaylı dijital altyapımız sayesinde bu hizmeti profesyonel şekilde sunuyoruz. Özellikle ihracat yapan işletmeler için karbon ayak izi hesaplaması artık zorunludur. Bu nedenle tüm işletmeleri Manisa Enerji ile iletişime geçmeye davet ediyoruz. Manisa Enerji olarak 1,5 yıl içinde 35 çatı GES kurulumuna ulaştık. Ayrıca ilçe belediyeleriyle iş birliği yaparak danışmanlık hizmetleri sunuyor ve uygun arazilerde yapılabilecek projeleri değerlendiriyoruz. Lansmanını yaptığımız kampanyamızın temelinde ise önemli bir vizyon bulunuyor. Sayın Besim Dutlu’nun Akhisar Belediye Başkanlığı döneminde kazandırdığı 2 MW’lık güneş enerjisi santrali bu alandaki öncü adımlardan biridir. Ancak ülkemizde kapasite sınırlamaları nedeniyle büyük projeler her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle herkes kendi kapısının önünü temizlemeli anlayışıyla hareket ettik. Evlerden, tarımsal sulamadan başlayarak bireysel dönüşümü teşvik etmek istedik. Belediye garantisiyle yürüttüğümüz bu kampanya kapsamında, Türkiye’de ilk kez tüm proje süreçlerini ücretsiz olarak sunuyoruz. Keşif, proje hazırlığı, çağrı mektubu başvurusu, belediye izinleri ve onay süreçlerinin tamamını biz yönetiyoruz. Kurulum aşamasında ise 10 kW sistemler için eko ve premium olmak üzere iki paket sunuyoruz. Her projenin tüketim, çatı yapısı ve güneşlenme gibi farklı parametreleri olduğundan, vatandaşlarımızı detaylı analiz için bizimle iletişime geçmeye davet ediyoruz. Ortalama bir çatı GES sistemi 4,5 ila 5 yıl içinde kendini amorti edebilmektedir. Yıllık 15.000 kWh üretim sağlayan bir sistem, yaklaşık 7.000 kg karbon salınımını engellemektedir. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel bir kazançtır. Kurulan sistemler, dijital izleme altyapısı sayesinde anlık olarak takip edilebilmektedir. SCADA sistemleriyle üretim, tüketim ve performans verileri kullanıcıya sunulmaktadır. Ayrıca 1 ila 3 gün içinde hızlı kurulum gerçekleştiriyor, test ve devreye alma işlemlerini tamamlıyor ve kullanıcı eğitimlerini veriyoruz. Bizim için satış süreci kurulumla bitmez. Bakım, onarım, teknik servis ve faturalandırma süreçlerini de kapsayan sürdürülebilir bir hizmet modeli sunuyoruz. Herhangi bir arıza durumunda hızlı müdahale sağlıyoruz. Bu proje ile amacımız yalnızca enerji üretmek değil; bireyden başlayarak topluma yayılan bir dönüşüm hareketi başlatmaktır. Manisa’nın bu alanda Türkiye’ye örnek olmasını istiyoruz. Kısa sürede bu başarıya ulaşmamızda emeği geçen tüm iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Şehirlerin yalnızca bugünü değil, geleceği düşünerek büyümesi gerektiğine inanıyoruz. Manisa da bugün tam olarak bunu yapmaktadır. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluşturmaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği değerlere sahip çıkarak bu yolda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz. Bu süreçte emeği geçen tüm Manisa Enerji çalışanlarına ve iş ortaklarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"TABANA YAYILMASI EN BÜYÜK HEDEFİMİZ"
İstanbul Enerji Genel Müdürü Yüksel Yalçın, bu tür çalışmaların yaygınlaşması gerektiğini ifade etti. Yalçın, "Belediye başkanımıza da bu çalışmaları birlikte yürütmeyi arzu ettiğimizi ifade etmek isteriz. Biz, İstanbul Enerji olarak diğer büyükşehir belediyeleriyle birlikte oluşturduğumuz Türkiye Enerji Platformu kapsamında, ortaya çıkan sinerjiyi tüm belediyelere yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda bugün burada bulunuyoruz. Öncelikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Sayın Nuri Aslan’ın selamlarını iletiyorum. Ayrıca 6 yıl önce birlikte yola çıktığımız ve bugün Silivri’de tutuklu bulunan İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı, yol arkadaşımız Ekrem İmamoğlu’nu da huzurlarınızda saygıyla anıyorum. “Devletin dini adalettir” denilmiştir. İnşallah devletin arzulanan bu temel ilkesini hep birlikte görürüz. Biraz önce sunumda izlediğiniz gibi biz de İstanbul ölçeğinde benzer çalışmaları yürütüyoruz. Benim doktora alanım enerji üzerinedir. Aynı zamanda İstanbul Aydın Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. Arkadaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz bu yapı ile Türkiye Enerji Platformu’nda kurucu üye olarak yer alıyoruz. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanı Aday Ofisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Politikaları Yönetim Kurulu üyesiyim. Bu çalışmaların ülke genelinde yaygınlaşması, yerel yönetimlerin enerji politikalarını kapsamlı şekilde genişletmesi ve bu politikaların tabana yayılması en büyük hedefimizdir. Nihai amacımız, kendi enerjisini üreten bir Türkiye modelini hayata geçirmektir. Az önce sunumda da ifade edildiği gibi, üzerinde yaşadığımız dünya yaklaşık 4,5 milyar yılda oluşmuştur. 1760 yılında başlayan Sanayi Devrimi ile birlikte üretim evlerden çıkarak sanayiye taşınmış, motor ve elektriğin icadıyla sanayileşme büyük bir ivme kazanmıştır. Ancak bu süreçte artan enerji ihtiyacı, fosil yakıtların yoğun şekilde kullanılmasına yol açmıştır. Petrol, kömür ve benzeri karbon temelli kaynakların kullanımıyla birlikte dünyanın ısıl dengesi bozulmuştur. Bugün yaşadığımız afetlerin büyük çoğunluğu aslında doğal değil, insan eliyle ortaya çıkan sonuçlardır. Doğanın bozulan dengesinin bize geri dönüşüdür. Üstelik bu durum yalnızca bilinçsiz uygulamaların sonucu değildir. Aksine, büyük ölçüde mühendisler ve teknik uzmanlar tarafından geliştirilen sistemlerin sonucudur. Bugün şehirler plansız değil; şehir plancıları tarafından planlanmaktadır. Binalar mimarlar tarafından tasarlanmakta, inşaat mühendisleri tarafından inşa edilmektedir. Ancak buna rağmen ortaya çıkan şehirleşme sorunları, kentleşme hataları ve düzensiz yapılaşma, planlama süreçlerindeki eksikliklerin bir sonucudur. Bugün bizler de mühendisler, akademisyenler ve bilim insanları olarak bu sorunları nasıl çözebileceğimizi tartışmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Eğer şehirler doğru planlanmış olsaydı, köylerde tarım, kasabalarda ise nitelikli endüstriyel üretim gelişmiş olsaydı ve yerelde kendi kendine yeten bir ekonomik yapı kurulabilseydi, bugün dünya kaynaklarını bu kadar yoğun tüketmez, iklim değişikliği ve sera etkisi gibi sorunlarla bu ölçekte karşılaşmazdık. Bu sorunlara çözüm arayışıyla 1980’li yıllarda sürdürülebilir kalkınma modeli ortaya atılmış, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiştir. Ardından Kyoto Protokolü, 2015 yılında Paris İklim Anlaşması ve 2019 yılında Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi uluslararası düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Tüm bu çalışmaların temel amacı, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak ve iklim değişikliğinin etkilerini minimize etmektir. Ancak bu dönüşümün başarılı olabilmesi için sorumluluğun tabana yayılması gerekmektedir. Bu süreç çok katmanlı bir yapı gerektirir. Bu yapının ilk aşaması bireysel sorumluluktur. Her birey, kendi yaşam alanını enerji verimli şekilde tasarlamalı, güneş enerjisi sistemleri kullanmalı ve enerji tüketimini minimize edecek çözümler geliştirmelidir. İkinci aşama toplumsal bilinçtir. Bu bilincin oluşturulması için eğitim sisteminin çevre ve enerji konularına daha fazla ağırlık vermesi gerekmektedir. Örneğin Finlandiya’da çocuklar daha anaokulu seviyesinde çevre bilinci, doğa sevgisi ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları ile yetiştirilmektedir. Bu yaklaşım sayesinde bireyler ilerleyen yıllarda mesleklerini icra ederken de sürdürülebilirlik perspektifiyle hareket etmektedir. Bir ziraat mühendisi, bulunduğu bölgenin tarımsal verimliliğini artırmayı; bir gıda mühendisi, sürdürülebilir üretim modellerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Çünkü gelecekte dünyanın karşı karşıya kalacağı üç temel kriz alanı bulunmaktadır: gıda, su ve enerji. Bugün yaşanan birçok küresel çatışmanın temelinde de bu kaynaklara erişim mücadelesi yatmaktadır. Eğer bir ülke enerji bağımsızlığını sağlayamazsa, gelecekte ciddi ekonomik ve stratejik sorunlarla karşı karşıya kalacaktır. Bugün Türkiye’nin dış ticaret açığının yaklaşık yüzde 50’si enerji ithalatından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle artık enerjiyi yalnızca tüketen değil, aynı zamanda üreten bir yapıya geçmek zorundayız. Bu dönüşüm, merkezi politikalarla sınırlı kalmamalı; konutlardan başlayarak tüm topluma yayılmalıdır. Her bina kendi enerjisini üretmeli, alışveriş merkezleri, sanayi tesisleri ve kamu kurumları enerji üretim süreçlerine dahil olmalıdır. Belediyeler de yerel ölçekte enerji üretimini destekleyerek bu dönüşümün öncüsü olmalıdır. Aksi takdirde yalnızca merkezi politikalarla bu sorunun çözülmesi mümkün değildir. İşte bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantılar, oluşturulan platformlar ve iş birlikleri, bu dönüşümü sağlamak için atılan önemli adımlardır" şeklinde konuştu.
Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.