<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>45 Haber Manisa Haber Portalı</title>
    <link>https://45haber.com</link>
    <description>Manisa Haberleri | Doğru Güncel Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://45haber.com/rss/mustafa-pala" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 18:37:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/rss/mustafa-pala"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Pala'nın kaleminden; 'lavanta gündemde']]></title>
      <link>https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-lavanta-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-lavanta-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yuntdağı için bu köşede yazdığım “Lavanta Kokulu Dağ” başlıklı yazımın ilgi görmesi üzerine, çalışmalarımızı hızlandırdık. Bizimle, eş zamanlı olarak, Manisa Valiliğinin de, bir Vali Yardımcısının baş...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Yuntdağı için bu köşede yazdığım “Lavanta Kokulu Dağ” başlıklı yazımın ilgi görmesi üzerine, çalışmalarımızı hızlandırdık. Bizimle, eş zamanlı olarak, Manisa Valiliğinin de, bir Vali Yardımcısının başkanlığında, bir komisyon oluşturulduğunu sevinerek öğrendik. Anlaşılıyor ki, bundan böyle lavanta gündemimizde hep olacak. Ben biliyorum ki, Lavanta ile Yuntdağı’nda turizm başlayacak ve sürecek. Yuntdağı Lavanta ile öne çıkacak ve kalkınacak. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. İlgili kurum ve kuruluşlarla elele verelim, Yuntdağı’nda Lavanta üretimini başlatıp sürdürelim.

Akhisar Büknüş köyü doğumlu olduğum için biliyorum, Akhisar tütünün başkentiydi. Tütün piyasası Akhisar’da açıklanırdı. İlgili bakan Akhisar’a gelir, tekel binasının önünde biriken tütün üreticilerine tütün alım fiyatını açıklardı. Köylüler eğer açıklanan fiyattan memnun olurlarsa, şapkalarını havaya fırlatırlardı. Şapkaların çoğu tekel binasının çatısında kalırdı. Köylülerde köylerine yeni şapkalarla dönerlerdi. Köylü kadınlar yeni şapka ile köye dönen eşlerini görünce sevinirlerdi tütüne iyi para verilmiş diye. Yıllar geçti tütün önemini yitirmeye başladı. Yetmişli seksenli yıllarda tütünün başkenti olan Akhisar, tütün önemini yitirince durmadı hızla zeytinin başkenti olmaya soyundu ve bunu başardı. Akhisar, şimdi zeytinin başkentidir.

Yuntdağı köylerinde de tütün yetiştirilirdi. Tütün bitince, Osmancalı köyünde çilek üretimi başlatıldı ama yaygınlaştırılamadı. Antep fıstığı yeterince geliştirilemedi. Hiçbir ürün Yuntdağı köylerinin yazgısını değiştirmeye yetmedi. Köyler hızla boşalmaya başladı. Oysa Yuntdağı köylerinde de bir şeyler yapılabilmeliydi. Bir şeyler yapalım diye, Obasya Turizm Geliştirme Kooperatifini kurduk.

Yaptığımız araştırmaların ardından Yuntdağı köylerinin yazgısını değiştirecek ürünün Lavanta olduğunu düşünmeye başladım. Yuntdağı’nın adı da yapacağımız çalışmalarla LAVANTA KOKULU DAĞ olacak…

Uzun süredir lavanta çayı içiyorum. Size de öneririm. Stresle ilgili baş ağrılarında etkili bir iyileştiricidir. Lavanta. İştahı açıyor, sindirimi kolaylaştırıyor. Depresyonla ilgili aşırı sinirlilik durumunda yatıştırıcı oluyor. Uykusuzluk halini gideriyor. Böbrekleri temizliyor. Gördüğünüz gibi, lavantanın yararları saymakla bitmiyor. Lavanta yağı çok değerlidir. Lavanta üretimi yaygınlaşınca ardından, arıcılık başlayacak ve lavanta balı gündeme gelecektir.

Yuntdağı köylülerinin yazgısı Lavanta ile değişecek dedim ya, inanın bunu yürekten ve inanarak söylüyorum. Yuntdağı köylüleri lavanta ile kalkınacak. Şimdiden bir lavanta dosyası açtık, ilgi duyanları bekliyoruz. Yuntdağı’nın Lavanta Kokulu Dağ olması çok yakın. Manisalı girişimci işadamları, size de görev düşüyor. Gelin lavanta üretiminin başlatılıp sürdürülmesi için işbirliği yapalım. Açtığımız dosya giderek zenginleşiyor. Yeni ve yararlı bilgilere ulaşıyoruz. İşbirliğine hazırız. Bu amaçla, Valiliğimize, Belediyemize, Tarım İl Müdürlüğüne, Magider’e ve diğer sivil toplum örgütlerine ziyaretlerde bulunacağız. Lavanta üretiminin geliştirilmesi için kendimizce bir seferberlik başlatacağız. İlgili bakanlık, valilik, belediye ve girişimciler isteyince olmaması mümkün mü? Hadi o zaman çalışmalara başlayalım hemen.

Yuntdağı’nın Lavanta Kokulu Dağ olarak alınmasına, turistlerin Yuntdağı’na gelmesine az kaldı…</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-lavanta-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2018 13:52:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2018/01/4-15.png" type="image/jpeg" length="60555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Pala yazdı;'Bağlılıklar zayıflıyor']]></title>
      <link>https://45haber.com/mustafa-pala-yazdibagliliklar-zayifliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/mustafa-pala-yazdibagliliklar-zayifliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağlılıkların zayıflaması pek üzerinde durmadığımız, farkında olmadığımız bir gelişme. Evet  bağlılıklar zayıflıyor. Mekana, kişiye, topluma, işe, aileye bağlılıklar giderek zayıflıyor.

Kişilere ba...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Bağlılıkların zayıflaması pek üzerinde durmadığımız, farkında olmadığımız bir gelişme. Evet  bağlılıklar zayıflıyor. Mekana, kişiye, topluma, işe, aileye bağlılıklar giderek zayıflıyor.

Kişilere bağlılığın zayıflamasını,  bekarlığı tercih edenlerin çoğalması, ayrı yaşama isteklerinin artması, ailelerin küçülmesi olarak görüyoruz. Mekana bağlılığın zayıflaması, iç ve dış göçler olarak çıkıyor karşımıza. “Doğduğumuz yer, doyduğumuz yer” olmuyor artık.

Bağlılık aşiretlere ve inanç temelli örgütlenmelere karşıda giderek azalıyor. Siyasi partilere karşıda azalıyor bağlılıklar. Bir önceki seçimde alınan oylar bir sonraki seçimde alınmayabiliyor. Bağlılığın azalmasını iyi bir gelişme olarak görenler de var, kötü olarak değerlendirenler de. Ben iyi bir gelişme olarak görüyorum. Bağlılıkların azalması benim için özgürleşme anlamı taşıyor. Bağlılıklar azaldıkça özgür bireyler olma yolunda ilerlemiş oluyoruz. Bu gerçeği görüp, buna göre planlama yapanlar da var. Bu  gerçeğin farkında olmayanlar da var. Bu gerçeği göremeyen, politikacıların sayısı oldukça fazla.

Bağlılıkların azalmasını disiplinsizlik olarak da değerlendirmemek gerekir. Özgür olmak, aydın olmakla eş anlamlıdır bence. Aydın insan eleştiren ve bağlılıklarını sürekli denetleyen insandır.

İnsanların değişmeyeceğini sürekli bağlı kalacaklarını sananlar önümüzdeki seçimlerde bunun böyle olmadığını seçimlerde çarpıcı biçimde gördüler. Hiçbir kimse, hiçbir parti, geçtiğimiz seçimlerde aldıklarını garanti görmemeli.  Hani “köprülerin altından çok sular aktı” derler ya. Onlarda insanların bağlılıklarının azaldığını görmelidirler. Onun için siyasi partilerin çok çalışması gerekiyor. Oy oranları çalışmalara göre değişecektir bundan hiçbir kimsenin kuşkusu olmasın. Kimsede kendisini bulunmaz sanmasın. Mezarlıklar kendini bulunmaz sananlarla dolu. Bunu da kimse unutmasın.

Değişiyoruz, gelişiyoruz, özgürleşiyoruz, onun için bağımlılıklarımız azalıyor. Kimileri bağımlılıkların zayıflamasını “döneklik” olarak, kimileri “zayıflık” olarak, kimileri “kararsızlık” olarak değerlendirecek ve değişenleri suçlayacaklardır. Çağımızda suçlanması gereken, bağlılıklarını sürdürenler, değişmemekte direnenlerdir.

Bugün için bağlı olduklarımız, bugün için anlam taşır. Koşullar değişince, bağlılıklarda değişebilir. Aslında zaman zaman  alayla karışık olarak gündeme getirdiğimiz “dün dündür” sözü aslında gerçeğin ta kendisidir. Gerçekten dün kendi koşulları ve kendi doğruları  içinde dündür. Eğer, bağlılıklarımız sürecekse, bunun gelişmenin önünde engel oluşturduğunu gecikmeden görürüz.

Bağlıkların değişmesi de küreselleşme gibi bir olgu. “Küreselleşmeye karşıyım” diyen bir dostumu, “bende depreme karşıyım” şeklinde yanıtlamıştım. Verdiğim yanıt çok hoşuma gittiğinden sürekli yineleyip duruyorum. Görevimiz karşı olduğumuzu söylemekle yetinmek olmamalı. Görevimiz karşı olduklarımıza karşı önlem almak olmalı. Evet, bağlılıkların azalması da bir olgu.

Her şeye karşı bağlılıklarımız  azalırken, yeter ki, yaşama karşı bağlılığımız azalmasın. Yaşama dört elle bağlanan özgür insanlar olmak dışında bağlılığım yok benim. Bunun için de çok mutluyum. Ah birde insanlara karşı kendimi borçlu görme bağlılığından kurtulabilsem...</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/mustafa-pala-yazdibagliliklar-zayifliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Dec 2017 19:24:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2017/12/4-15.png" type="image/jpeg" length="92922"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Pala yazdı; 'Kent içi ulaşımda havaray']]></title>
      <link>https://45haber.com/mustafa-pala-yazdi-kent-ici-ulasimda-havaray</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/mustafa-pala-yazdi-kent-ici-ulasimda-havaray" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa’da kent içi ulaşımda yaşadığımız sorunlar artarak devam ediyor.

Kent içi ulaşım sorununa köklü bir çözüm bulmak gerekiyor. Yapılması gerekenler belli. Kent içindeki yoğunluk azaltılacak. Kur...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>Manisa’da kent içi ulaşımda yaşadığımız sorunlar artarak devam ediyor.

Kent içi ulaşım sorununa köklü bir çözüm bulmak gerekiyor. Yapılması gerekenler belli. Kent içindeki yoğunluk azaltılacak. Kurumların tümünün kentin batısına taşınması bir ölçüde yoğunluğu azaltacak.

Bence köklü çözüm, toplu taşımadır. Ankara, İstanbul, İzmir ulaşım sorununu toplu taşımayla, metro ile çözümledi. Ankara’da ulaşım o kadar rahat ki, toplu taşıma işkence olmaktan çıkarılarak, keyifli yolculuğa dönüştürülmüş. Sorunu toplu taşımayla çözen kentler sadece bu üç kentle de sınırlı değil. Sanayileşen kentlerin tümünde, toplu taşımaya hızlı bir yöneliş var.

Kentimize baktığımızda, metronun uygun olmadığı görülüyor. Tarihi kentimizin altındaki kalıntılar, kazma işini zorlaştırabilir. Ayrıca metro yatırımı pahalı bir yatırım. Yolların bir bölümüne ray döşenmesi de, yolların darlığı nedeniyle mümkün görülmüyor. Geriye kalan tek seçenek de “HAVARAY” Çift yönlü yolların ortasına konulacak direkler üzenine döşenecek raylar üzerinde çalışacak araçlarla toplu taşıma işlemi yapılabilir. “Havaray”la  yapılacak toplu  ulaşım mevcut yolların yükünü çoğaltmayacağından, ulaşım konusuna köklü ve kalıcı bir çözüm getirecektir.

Yeni çevre yolu, alt ve üst geçişlerle düzenlenen İzmir- İstanbul yonun da yükünü büyük ölçüde azaltmış bulunuyor.

Havaray sistemi sanayicilere büyük rahatlama getireceğinden, finansmanına sanayicilerin katkısı sağlanabilir. Hatta havaray tümüyle yap-işlet-devret modeliyle yaptırılabilir.

Manisa “Havaray”ı tartışmaya hemen başlamalı. “Havaray” Manisa Belediyesinin gündemine alınmalı. “Havaray”ı sanayiciler de tartışmaya başlamalı. Konuya ilgi duyanlar olursa, kendilerine dünyanın değişik kentlerinden değişik uygulamalarından yola çıkarak hazırladığım sunumu gösterebilirim.

Biliyorum birçok kişi daha baştan “olmaz” diyecektir. Ben Manisa’da birçok kişinin “olmaz” dediği işlerin olduğunu çok gördüm. Manisa’da “olmaz” diyenlerin sayısının “olur” diyenlerden çok fazla olduğunu da biliyorum. Ancak, buna rağmen hiç umutsuzluğa düşmüyorum. “Olmaz” diyenlerle “olur”  diyenlere baktığımda nicelik ve nitelik farkını görüyorum. “Olmaz” diyenler sayıca çok oluyor ama “olur” diyenlerin daha nitelikli olması işi her zaman kolaylaştırıyor. İpe un sermek, mazeret üretmek isteyenler, olmaz diyenlerin sayısının çokluğunu kullanabilirler. Ancak, mazeret üretmek yerine marifet göstermek isteyenler,  ülke için, kent için yararlı gördükleri işleri denilenlere bakmadan başarırlar. Şunu iyi bilmeli ki, yarınlara olmaz denileni olduranlar adı ve yaptıkları kalacaktır.

Manisa’da “Havaray” olur mu? Bal gibi olur. Manisa’da kent içi ulaşım sorununu “Havaray” çözer mi? Bal gibi çözer.  Olmaz diyen varsa gelsin tartışalım. İlgilenenlere ufak bir sunumla “Havaray”ın Manisa için uygulanabilir bir proje olduğunu anlatalım.

“Havaray” yayalara ve bisikletlilere da büyük rahatlık getireceğinden, Manisa’da bisiklet kullanımı da artacaktır…

 

 </p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/mustafa-pala-yazdi-kent-ici-ulasimda-havaray</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Dec 2017 14:21:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2017/12/4-15.png" type="image/jpeg" length="71163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Pala yazdı; 'Cumhuriyet öğretmenleri ve köy okullarımız']]></title>
      <link>https://45haber.com/mustafa-pala-yazdi-cumhuriyet-ogretmenleri-koy-okullarimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/mustafa-pala-yazdi-cumhuriyet-ogretmenleri-koy-okullarimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Annemiz babamız, onlardan gelen genlerimiz, onlardan aldığımız eğitim çok önemli biliyorum. Ancak öğretmenlerimizden aldıklarımız da en az onlar kadar önemli. Öğretmenlerimin benim yaşamım, başarıları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Annemiz babamız, onlardan gelen genlerimiz, onlardan aldığımız eğitim çok önemli biliyorum. Ancak öğretmenlerimizden aldıklarımız da en az onlar kadar önemli. Öğretmenlerimin benim yaşamım, başarılarım, dünyaya bakışım ve duruşum üzerindeki önemini şimdi daha derinden anlıyor ve biliyorum.

<strong>ŞİMDİKİ ÖĞRETMENLER BENİM ÖĞRETMENLERİME HİÇ BENZEMİYOR</strong>

Dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğu gerçeği olduğunu söylüyorlar. Gerçekten her şey değişiyor. Öğretmenler de değişiyor. Şimdi ki öğretmenler alınmasınlar ama benim öğretmenlerime hiç benzemiyor.

 

Benim ilkokul öğretmenlerimden Hasan Ali Eren,  ilkokulu bitirdiğimde beni, Akhisar’ın Büknüş köyünden alıp, Balıkesir’e Astsubay ortaokulunun giriş sınavına götürmüştü. Sınavı kazandığımda da, diğer öğretmenim Orhan Seyfi Temel İzmir’e sağlık muayenesine götürdü.  İki öğretmenimde benimle yakından ilgilendiler, yoksul bir köylü ailesinin çocuğunun okuması için çaba gösterdiler. Onlar olmasaydı, benim de babam gibi çoban olmaktan başka seçeneğim olmayacaktı.

<strong>BENİM ÖĞRETMENLERİM KÖYDE KALIRLARDI</strong>

Benim öğretmenlerim, dersler bittiğinde, köyden ayrılmazlardı. Benim öğretmenlerim sadece okuldaki öğrencilerin değil, köylülerin de öğretmeniydiler. Köylülerimin her türlü sorunlarının çözümüne yardımcı olurlardı.

<strong>KÖYDE OKUL VE ÖĞRETMEN CUMHURİYETİN SİMGESİDİR</strong>

 

Köyde okul ve öğretmen, aydınlığın ve cumhuriyetin simgesiydiler.  Köylerde taşımalı eğitim başladıktan sonra, köylerde öğrencisi olmayan, kapısı penceresi kırılmış okullar görünce, ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Köyün, dünya ile bağları kesilmiş, ışığı karartılmış gibi bir duyguya kapıldım. Taşımalı eğitim nedeniyle işlevsiz kalan okullara acilen yeni işlevler kazandırılmalı diye düşünüyorum. Terkedilen okul binaları korunmalı oralarda halk eğitim çalışmaları yapılmalı kurslar açılmalı.  Köylerimizdeki terk edilmiş okullar, unutulmuşluğun, terk edilmişliğin insanın içini burkan simgesi gibi duruyorlar köylerde.

Başarılarımı ilkokul öğretmenlerime borçlu olduğumu bilerek inanarak yürekten söylüyorum. Öğretmenlerim bana düşünmeyi öğrettiler. Öğretmenlerim bana ezberi değil, öğrenmeyi öğrettiler. Öğretmenlerim benim özgüvenimi güçlendirdiler.

<strong>13 YAŞINDA BİR ÇOCUKKEN AKHİSAR’IN BÜKNÜŞ KÖYÜNDEN KONYAYA YALNIZ BAŞIMA GİTTİM.  ÖZGÜVEN BÖYLE GELİŞİYOR.</strong>

1958 yılında 13 yaşındayken, Akhisar’ın Büknüş köyünden Konya’da bulunan Astsubay Hazırlama Orta Okulu’na tek başıma kendim gitmiştim. Babamın okuması yazması olmadığı için, ben kendim giderim demiş ve tek başıma trenle gitmiştim. Çocuklarımızın özgüvenini güçlendirmek için onlara kendi başlarına iş kotarma fırsatı vermeliyiz.

Öğretmenlerim, işleri nedeniyle ya da maaşlarını almak için Akhisar’a gittiklerinde, bir günlüğüne benim ders vermemi isterlerdi. Ben ilkokul beşinci sınıf öğrencisi olarak, birinci, ikinci, üçüncü sınıfların derslerine girerdim. Bana öğretmenlerimin duyduğu bu güven, özgüvenimin güçlenmesini sağladı. Kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğretmenlerimden öğrenmek benim için, hayatıma yön veren en büyük kazanım oldu.

 

İlkokul birinci, ikinci sınıfta, öğretmenlerimin,  giyimleri, kuşamları, pırıl pırıl bakımlı saçları, temizlikleri, konuşmaları, her şeyi bilmelerine bakarak, bizlerden, annemden babamdan, köylülerimden farklı varlıklar, farklı canlılar olduklarını, ayrı dünyalardan geldiklerini düşünürdüm.  Sonra, bir gün öğretmenimin birini tuvaletten çıkarken gördüğümde, tüm dünyam yıkılmış gibi oldu. Öğretmenlerim de bizim gibi yaratıklar diye düşündüm. Böyle düşününce, onlar gibi olabileceğimi düşünmeye başladım.  Okudukça onlar gibi olabilecektim. Bulduğum her kitabı okumaya başladım. Bunu fark eden öğretmenlerim bana yeni kitaplar getirmeye başladılar. Çocuklarımızın kitap okumalarını sağlamalıyız. Kitap okumalarını alışkanlık haline getirmelerine yardımcı olmalıyız.

 

Köy Enstitüleri’nde yetişen, öğretmenler gerçekten çok farklıydı. Mustafa Kemal’in aydınlık yüzlü o cumhuriyet öğretmenlerini çok özlüyorum.

Köylerimizdeki cumhuriyetin simgesi olan okullar taşımalı eğitim nedeniyle kapatılınca ve öğretmenin ayağı köyden kesilince, benim gibi birçok köylü yurttaşımızın yüreğinin burkulduğunu biliyorum.

<strong>KÖYLERİMİZDE CUMHURİYETİN SİMGESİ OLAN OKULLARIMIZA YENİDEN İŞLEV KAZANDIRALIM.</strong>

Taşımalı eğitim nedeniyle, birçok köyümüzdeki okullar boşaltıldı. İlk Okulu okuduğum kendi köyümdeki okulumda bomboş kaldı şimdi. Okulum camları kapıları kırılmış harap durumda. Taşımalı eğitim nedeniyle boşaltılan okullara yeni işlevler kazandırılmalı. Okullar kurulacak dernekler ya da belediyeler tarafından tamir ettirilerek kullanılır duruma getirilmeli. Köylerimizdeki Okul binaları yetişkinlerin eğitimi için kullanılabilir.  Çocuklara ve yetişkinlere bu binalarda kurslar açılabilir, düğünler, nişanlar yapılabilir. Okulların bir odaları köyün konuk odası gibi kullanılabilir.

Köylerde Cumhuriyetin simgesi durumundaki binalar korunmalıdır.  Hemen hemen her köyden çıkmış bir işadamı yönetici var. Bu insanlar kendi köylerindeki kendi okudukları binaları yeniden topluma kazandırabilirler. Haydi gelin bir imece başlatalım köylerimizdeki kapatılan okullara sahip çıkalım.

Belediyeler, Sivil Toplum Kuruluşları, Kooperatifler, TKDK ya da Zafer Kalkınma Ajansından hibe desteği almak için proje hazırlayabilirler.

İnanın köydeki çocukluğumu ve öğretmenlerimi gerçekten özlüyorum. Benim öğretmenlerim zor koşullar altında bizi şimdikinden daha güzel eğittiler. Mazeret üretmek yerine marifet göstermeye çalıştılar…

Köylerde boş kalan okullarımız ve köylerimiz bizden ilgi ve destek bekliyor…</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/mustafa-pala-yazdi-cumhuriyet-ogretmenleri-koy-okullarimiz</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Nov 2017 17:05:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2017/11/43f8c6c6-b8a5-4f98-ace3-e6ba2325387c.jpg" type="image/jpeg" length="77198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Pala'nın kaleminden; ' ÖZLEM']]></title>
      <link>https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-ozlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-ozlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özlemlerimi dile getirmeyi, sevgi üzerine konuşmayı ve yazmayı seviyorum.

En kıt kaynağımız zaman diyorlar ya, aslında sevgiyi unutuyorlar. Bence en kıt kaynağımız sevgi. Sevgi olsun hele, zaman na...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Özlemlerimi dile getirmeyi, sevgi üzerine konuşmayı ve yazmayı seviyorum.

En kıt kaynağımız zaman diyorlar ya, aslında sevgiyi unutuyorlar. Bence en kıt kaynağımız sevgi. Sevgi olsun hele, zaman nasıl bulunur görün. Yaşadığımız sorunların büyük bölümünün sevgisizlikten kaynaklandığını düşünüylorum.

Ülkemizde sevgi eksikliği var diye yakınıyordum sürekli olarak ama gördüm ki, istendiğinde eksiklik gideriliyor, sevgi çoğalıyor, sel olup akıyor.  10 Kasım’da gördük yollara taşan alanlara sığmayan sevgiyi. Sevgiyi görünce özlediğimiz günler gelecek sevgisizlik bitecek diye sevindik hep birlikte.

Sevmek sadece insana özgü bir duygu değil. Sevmek, canlı olmanın temel özelliği olsa gerek. Sevilen bir hayvanın, neler yaptığını, sevgiye nasıl karşılık verdiğini görürüz ve biliriz. Sevilen çiçeklerin daha güzel çiçek açtığını, daha güzel büyüdüğünü söyleyenler vardır. Evet, sanırım canlı olan her şey sevgiye bir yanıt veriyor. Sevgisizlik, kapkaranlık bir dünya olur gibi geliyor bana. Sevmekte sevilmek de sadece bir duygu değil, ekmek gibi, su gibi, hava gibi temel bir ihtiyaç. Sevginin iyi yanı, sevdikçe bitmiyor, aksine sevdikçe çoğalıyor. Sevgi paylaşıldıkça büyüyor. Sevgiyi derinlemesine yaşayarak yaşamak ne güzel olur değil mi? Sevgiyi derinlemesine yaşamak, sevgiyi evrensel bir değer olarak algılayıp, yaşam biçimine dönüştürmekle mümkün oluyor. Sevgi hepimizin yaşam biçimi olsa, inanın dünyada ne savaşlar olur, ne insanlar açlıktan ölür.

Kin ve nefret insan yüreğine yüktür. Kin ve nefreti atın yüreğinizden, görürsünüz ki, yerini sevgi doldurur hemen.

Sevmek varken, yerine neden korku tercih edilir anlayamıyorum. Bazı insanlar, sevilmediklerinden yakınırlar. Ancak sevilmeyen insanlara bakın, genellikle sevmeyen insanlardır. Seven insan mutlaka sevilir. Sevilmediğini söyleyen insanlar öncelikle kendilerine “Ben seviyor muyum?” sorusunu sormalıdırlar. Sevilmek için sevmek gerekiyor. Çevremizde sevgi yerine korku tercih edenleri görebiliriz.  Kolaycı bir yaklaşım olduğu için, gelişmemiş toplumlarda, her şey korku üzerine biçimlendiriliyor. Ve şimdi ülkemizde olduğu gibi, korku kültürü egemen oluyor. Korkunun araç olarak kullanılmasına evden başlanıyor. Çocuk korkutularak büyütülüyor. Okullarda öğrenciler, sınıfta bırakılmakla korkutulmak isteniyor. İnsanlar korkutularak çalıştırılıyor. İşi uzatmaya gerek yok. Devlet yurttaşından, yurttaş devletinden korkuyor. Korku kültürünün yerini sevgi kültürünün alması için çalışma yapılmıyor. Sevdirerek yaptırma yerine aklımıza gelen önlem korkutmak oluyor.. Her işimizi cezalarla, yasaklarla yapmaya kalkıyoruz. Bunun nedeni, yaşamımızda korku kültürünün etkin olması. Korku kültürünün yerine sevgi kültürünü koyabilsek, sorunlarımızın daha kolay çözümlenebileceğinden hiçbir kuşkunuz olmasın.

Kural dışı her şey için bir ceza düşünülmesi ve uygulanması, yöneticilerin asık suratlı olması, annenin, babanın çocuklarına sert görünmek için çaba harcaması, öğretmenin öğrencisini, kocanın eşini dövmesi hep korku kültüründen kaynaklanıyor. Ancak, korkutmanın da çözüm getirmediği, sürdürülmesinin de mümkün olmadığı da biliniyor. Korkunun öne çıkarılmasını toplum yaşamında korku kültürünün egemen olmasını ilkellik olarak görenlerin sayısı artamadığı için, toplumsal gelişme, toplumsal barış, işbirliği ve dayanışma olamıyor. Tüm bu değerlerin yerini, çekişme, çatışma dedikodu ve magandalık alıyor.

 

İnsan, toplumun koyduğu kurallara, inandığı ve saygı duyup sevdiği için uymalı, verilecek cezadan korktuğu için değil. Kırmızı ışıkta sadece polis olduğu zaman değil, hiç kimsenin olmadığı zaman da durmalı. Hiç yalan söylememeli. Haksızlık yapmamalı. Yola tükürmemeyi, toplu bulunulan yerlerde sigara içmemeyi,  ayıplanmaktan korktuğu için değil, insanları sevdiği için yapmalı.

Sevgi ve gelişim iki evrensel değer. Bu değerleri yücelten kendisi de yücelir. Bu değerleri yücelten hem sever hem sevilir hem de gelişir. Sevmek üzerine birazcık kafa yorsak ve insanları sevmeye çalışsak ne kaybederiz ki.  Benim yüreğimde sevgi ve özlem var. Sevenlerin sevilenlerin çoğaldığı sevgi dolu günler diliyorum.</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-ozlem</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Nov 2017 14:21:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2017/11/4-15.png" type="image/jpeg" length="67116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mustafa Pala'nın kaleminden '10 KASIM']]></title>
      <link>https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-10-kasim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-10-kasim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her 10 Kasım’da ve tüm milli bayramlarımızda olduğu gibi, bugün de Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü sevgiyle saygıyla giderek artan bir özlemle anıyoruz. Anmakla kalmıyor anlamaya çal...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[Her 10 Kasım’da ve tüm milli bayramlarımızda olduğu gibi, bugün de Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü sevgiyle saygıyla giderek artan bir özlemle anıyoruz. Anmakla kalmıyor anlamaya çalışıyoruz.  Sel olup Anıttepe’ye akıyoruz.

Atatürk bizim geçmişe özlemimiz değil aydınlık geleceğimizdir.

 

Onun gösterdiği yol bilimin aydınlattığı çağdaş uygarlık yoludur. O büyük insan “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek bize bilimin aydınlattığı çağda uygarlık yolunu göstermiştir. Bu nedenle “İzindeyiz” yerine “yolundayız” demeliyiz. Yolundayız Atam.

Atatürk’ün okumaya verdiği öneme değinmek istiyorum bugün köşe yazımda.

Atatürk’ün okumaya önem verdiğini,  yaşamı boyunca yaklaşık 4000 kitap okuduğunu biliyoruz.  Dile kolay 4000 kitap bir yaşama nasıl sığır?

Atatürk “Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” diyor.  Atatürk’ün dediği gibi kitap okumalıyız. Gelişmek için okumak şart. Harçlıklarımızın yarısını kitaplara vermeliyiz. Aldığımız kitapları arkadaşlarımızla değişerek daha çok kitap okumalıyız.

Atatürk şüphesiz ki yüzyılımızın önde gelen kişileri arasındadır. Kuşkusuz bu özelliğinin var olmasında askeri kişiliği, devlet adamlığının yanı sıra düşün adamı olmasının da büyük payı vardır. Yaşamı boyunca kitap, Atatürk için vazgeçilmez bir değer, yol gösteren bir varlık olmuştur. O’nun için okumak bir tutkuya dönüşmüş ve bu tutku sonunda geniş bir kültür kazanmıştır.

Atatürk için kitap, öğrenim yaşamı boyunca her aşamada etkili olmuştur. İlkokul öğrencisi iken kitap okumayı, sokakta oynamaya yeğlemiş, ders kitapları ile yetinmemiş, askeri okulda öğrenimini sürdürürken de yerel dergi ve gazeteleri izlemiş, fen ve matematik konularında yarışmalara grip kazanmıştır. Vatan ve özgürlük kavramlarını işleyen Namık Kemal’ın eserlerini, Mehmet Emin Yurdakul ve Tevfik Fikret’in şiirlerini okurken, öte yandan da Voltaire, Rousseau, Montesqiue gibi Fransız düşünürlerin eserlerini okumuş ve fikirleri üzerinde tartışmıştır. Fransızca öğrenmiş ve bu dilde, askerlik eğitimi ile ilgili olduğu kadar, siyaset, hukuk ve edebiyat üzerine yazılmış eserleri de okumuştur.

Atatürk 3. Ordu’dayken General Litzmann’dan çeviriler yapmış, Çanakkale Savaşları sırasında, ateş altında bile okumaktan vazgeçmemiştir.

Atatürk vatanı düşman istilasından kurtardıktan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra sosyal ve ekonomik konulara daha çok eğilmek gereğini duymuştur. Artık O, savaş alanlarında kazandığı zaferlerini, kültürel, sosyal, ekonomik alanlarda yapmayı tasarladığı reformlarla sağlam temellere oturtmak istiyordu. Bunun için de yapacağı devrimler için her türlü fikir ve inanç düzeyindeki delegelerle dolu bir Meclis’in başkanı olarak yeterli bilgi edinmesi gereğine inanıyordu. Bu nedenle de o güne kadar okuyamadığı bazı kitapları yurt dışından getirtiyor, Türkçeye çevirtiyordu. Atatürk’ün hangi konularda, ne çeşit eserler okuduğunu gösteren en güvenli kaynak özel kütüphanesinin kataloğudur. Bu kaynak O’nun düşün ve kültür yaşamının bir göstergesidir. Atatürk’ün özel kütüphanesinin koleksiyonları arasında en geniş yeri tarih kitapları almaktadır.

Yazımı Platon’un bir sözüyle noktalamak istiyorum: “Demokrasi bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur;  Devam ederse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler türer.” Eğer Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyorsak, eğitim gerçekten şart. Eğitim içinde Atatürk gibi çok okumak şart. Çok okuyacağız. Okuyanların sayısı çoğaldıkça güçlendiğimizi göreceğiz. Çocuklarımızın okuma alışkanlığı edinmelerini sağlayacağız. Kaldırılan felsefe dersleri yeniden konulmalı. Düşünen soran sorgulayan araştıran, bilgiye ulaşmayı ve paylaşmayı bilen nesiller yetiştirmeliyiz.

Çocuklarınıza ve dostlarınıza vereceğiniz en güzel hediye niye bir NUTUK olmasın. Dostlar gerçekten söylüyorum, Nutuk okumayan  kalmasın…

 </p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/mustafa-palanin-kaleminden-10-kasim</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Nov 2017 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2017/11/4-8.png" type="image/jpeg" length="27513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cengiz Ergün'ün notu...]]></title>
      <link>https://45haber.com/cengiz-ergunun-notu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://45haber.com/cengiz-ergunun-notu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan güzel haberler duyunca seviniyor; mutlu oluyor; mutluluğunu paylaşmak istiyor. Bende bugün öyle yapıyorum, beni mutlu eden haberi sizleri de mutlu erer düşüncesiyle paylaşıyorum.

Cengiz Ergün...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İnsan güzel haberler duyunca seviniyor; mutlu oluyor; mutluluğunu paylaşmak istiyor. Bende bugün öyle yapıyorum, beni mutlu eden haberi sizleri de mutlu erer düşüncesiyle paylaşıyorum.

Cengiz Ergün başkanlığındaki Manisa Büyükşehir Belediyesi, mali bütçesi ve doğru yatırım hamleleri nedeniyle, 30 büyükşehir belediyesi arasında bütçesini en iyi kullananlar sıralamasında BİRİNCİ olmuş. Cengiz Ergün’ü yürekten kutlamalıyız. Bunu ayrım gözetmeksizin ben Manisalıyım diyen tüm kentli yurttaşlarımız yapmalı.

BİRİNCİ sırada gösterilen Manisa Büyükşehir Belediyesi, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch tarafından da övülmüş. Fitch, Manisa Büyükşehir Belediyesinin ulusal notunu, yatırım yapılabilir seviyesinin yüksek not basamağı olan ‘AA’ olarak açıklamış.  Keşke ülkemizin notu da (AA) olabilseydi. Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, bu notun yalnızca Manisa için değil, ülke ekonomisi açısından da önemli olduğunu vurgulamış.  Ne kadar gurur duysak azdır…

 

Geçtiğimiz günlerde, İzmir’de yapılan bir toplantıya, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu konuşmacı olarak katılmıştı. Toplantıda söz almış ve biz Manisa olarak Sanayide İzmir’i solladık. İzmir Katı Atık Değerlendirme tesisini kuramadı ama biz kurduk, demiştim ve bunu öğünerek söylemiştim. Hatta İzmir’in içme suyunu da verdiğimizi de belirtmiştim. Başka illerde kentimin yöneticilerinin başarılarını paylaşmak güzel oluyor. Birde espri yapıp İzmir bizim sahil mahallemiz, İzmir’de oturan Manisa’lı sayısı Manisa’da oturandan daha fazla demiştim. Muhalefet partilerinden seçilmiş bazı başkanlar engellendiklerini söylüyorlar. Olabilir ama başkanların görevi Sayın Cengiz Ergün Sayın Yılmaz Büyükerşen gibi mazeret üretmek değil  marifet göstermek olmalıdır.

Manisa, yeni Büyükşehir olmasına karşın  Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Fitch Ratings, 13 Ekim 2017 tarihinde yayınlamış olduğu basın bülteninde, Manisa Büyükşehir Belediyesinin Ulusal Uzun Vadeli kredi notunu, yatırım yapılabilir seviyesinin Yüksek Not basamağı olan “AA” olarak belirlediğini açıkladı. Fitch Ratings tarafından yayınlanan raporda; Manisa Büyükşehir Belediyesinin derecelendirme notuna etki eden kilit faktörler olarak, Fitch tarafından derecelendirilmiş İstanbul, İzmir, Bursa ve Antalya Büyükşehir Belediyelerinin aksine, 6360 sayılı Kanun ile kısa bir zaman önce Büyükşehir Belediyesi statüsü kazanmasına karşın, güçlü bir faaliyet marjlarının olduğu açıklanmıştır. Yıllar önce aynı notu ve övgüyü Sayın Murat Karayalçın’ın Ankara Belediye Başkanı olduğu dönemde aldığını anımsıyorum.

Sadece Manisa Büyükşehir Belediyesi değil, Büyükşehir Şirketleri ve MASKİ de başarılı bulunarak övülüyor.

Fitch raporunda Manisa Büyükşehir Belediyesinin bağlı kuruluşları da yer aldı. Bununla ilgili olarak; Besot A.Ş., Manulaş A.Ş. ve Spilaş A.Ş.’nin de herhangi bir finansal borçlarının bulunmamasından dolayı, Büyükşehir Belediyesi için risk oluşturmadığı belirtildi. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MASKİ) ile ilgili değerlendirmede ise, 2014 yılında yeni kurulmuş kamu sektörünün herhangi bir dış borcunun bulunmadığı, yatırımlarına yönelik borçlarını kendi kaynakları ile finanse ettiği, bu kapsamda MASKİ’nin, Manisa Büyükşehir Belediyesinden ve Belediye Şirketlerinden herhangi bir sübvansiyon ya da transfere ihtiyaç duymadığı belirtildi. Maski Genel Müdürü Yaşar Coşkun’u da yürekten kutluyorum.

Başarı iltifata tabidir. Başarılı olanı kutlamak, hak tanır olmak ve alkışlamak ayrımsız her yurttaşın görevi olmalıdır. Toplumsal barış ve dayanışma böyle güçlenir. Ne başka bir Manisa nede başka bir Türkiye yok…

 </p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mustafa PALA</category>
      <guid>https://45haber.com/cengiz-ergunun-notu</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Oct 2017 22:28:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://45habercom.teimg.com/crop/1280x720/45haber-com/images/2017/10/3655555555555555555555555.png" type="image/jpeg" length="52678"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
